Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 O hiç gitmemeliydi...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Daryna Hannah Simon
4.Sınıf Çaylak
4.Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : İri kahverengi gözlerim.
Kediniz : Eleanor, gri ve kabarık tüy yumağım ^^
Nerden : Los Angeles, CA.
Mesaj Sayısı : 275
Kayıt tarihi : 30/07/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 96
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: O hiç gitmemeliydi...   Cuma Tem. 30, 2010 11:17 am



Sanırım o, mükemmelliğin beden bulmuş hali, diye düşünmüştü Melanie. Onu ilk gördüğü anda aklından sadece bu düşünce geçmişti. Melanie'ye bakıp göz kırpınca, Melanie'nin kalbi göğüs kafesinden fırlayacaktı. Melanie, onunla tanışmak için sabırsızlanıyordu. Simsiyah, gece gibi saçlar ve derin derin bakan mavi gözler... Melanie'yi kendinden geçiriyordu.
Saçları simsiyah, emo erkeklerinin saçlarını andırıyordu. Gözleri ise bz mavisiydi. Boyunun ne kadar olduğunu tahmin edememişti ama Melanie'den çok daha uzun olduğu belliydi. Ayrıca ne çok çelimsiz, ne de abartılmış kadar kaslı vücudu vardı. Tam da ortasındayı. Tam Melanie'nin sevdiği gibi...
"Hey, Mel," dedi en iyi arkadaşı Lena, "Şu yakışıklıya bakıyorsun değil mi? okula yeni geldi ve şimdiden bütün kızlar ona hayran, yani benim dışımda. Ama sen ona kapılmışsın."
Melanie popüler bir kız değildi. Aksine, çok sönüktü ve tek arkadaşı Lena idi. Lena ise oldukça popüler bir kızdı ve okuldaki kızların lideriydi. İyi biri olduğu için Melanie ile arkadaş olmuştu.
Lena ise, uzun boylu, düzgün vücutluydu. Gözleri yemyeşil, saçları simsiyah ve teni inanılmayacak kadar beyazdı.
"Mel!" diye haykırdı Lena. Bu şekilde Melanie'yi düşüncelerinin arasından çekip çıkarmıştı. Melanie yerinden sıçradı ve yakışıklıya bakmaya devam etti.
Melanie ise Lena ile kıyaslanırsa küçük, gerçekten küçük bir nokta gibi kalırdı.
Saçları koyu, çok koyu hatta neredeyse siyahı andıracak kadar koyu bir kahverengindeydi. Gözleri de saçlarıyla aynı renkteydi. Teni esmer olduğu için uyumluluk oluşturması gerekirken, Melanie kendini hiç beğenmiyordu.
"Seni dalgınlığınla baş başa bırakayım. Gitmem lazım." dedi Lena. Oradan uzaklaştı.
Melanie, Yanından geçsem, biraz benden etkilenmesini sağlasam, olur mu acaba? diye düşündü. Umursamaz gibi görünmeye çalışarak yavaşça yürüdü ve ona yakın bir yerde durup, etrafını incelemeye başladı. Sonra ona baktı, o da Melanie'ye bakmıştı. Göz göze geldiler ve aynı anda birbirlerine gülümsediler. Melanie zilin çalmasıyla koşarak sınıfa girdi.
Aynı sınıftaydılar. Zilin çalmasına 15 dk. kala hemen arkasında oturan Gina, Melanie'yi dürttü ve ona bir not uzattı.
"Bunu şu yeni gelen çocuk yazdı. Çabuk al şunu, başımın belaya girmesini istemiyorum." dedi Gina. Gina, turuncu saçlı, yeşil gözlü ve hafif çilleri olan çok şirin görünüşlü bir kızdı. Eğer Melanie, Gina'yı tanımıyor olsaydı, onun çok tatlı ve sevecen biri oluğunu düşünürdü. Ama tam aksine, Gina asi, öğretmenlerine kafa tutan, ve diğer çocuklara karşı soğuk, buz gibi bir kızdı. Hele Melanie'ye attığı o buz gibi bakışlar, Melanie'nin tüylerini diken diken ediyordu. Melanie notu çabucak aldı ve okudu:
Merhaba, şuan yeniyim ve hiç arkadaşım yok. Okuldan sonra parkta buluşmak ister misin?
Melanie heyecenlandı. Notu katlayıp cebine koydu ve başka küçük bir not kağıdı çıkarıp yazmaya başladı:
Tabii isterim. Adım Melanie.
Kağıdı katlayıp Gina'ya uzattı, ama Gina kaşlarını çattı ve başını iki yana salladı. Gina ona yalvaran gözlerle bakınca dayanamadı ve notu O'na ulaştırdı.
Melanie birkaç saniye bekledi ve Melanie'nin sırasına buruşturulmuş küçük bir kağıt düştü. Gina onunla yüz yüze gelerek kendini riske atmak yerine, daha praitk bir yol bulmuştu.
Melanie, buruşturulmuş kağıdı açtı ve düzeltti. Kağıtta tek bir kelime yazıyordu. John.
John.
Bu isim beyninin içinde fır dönüyordu. Demek ismi John'muş... diye geçirdi içinden.
O anda okulun bittiğini haber veren zil çaldı.
Sınıftaki öğrenci topluluğu koşarak dışarı çıkmaya başlamıştı. Lanet olsun, bu karmaşada onu asla bulamam! diye düşündü. O da koşarak çıktı ve parka gitti.
Parktaki yemyeşil çimlerin üstüne oturdu ve John'u bekledi. John da geldi ve karşısına oturdu. Bir süre tek kelime etmeden birbirlerinin gözlerinin içine baktılar. Daha sonra Melanie öksürdü ve ona okul hakkındaki düşüncelerini sordu. John hemen konuşmaya başladı ama Melanie onun söylediği hiçbirşeyi duymuyordu. Daha doğrusu duymak istemiyordu. Sadece onun o masmavi gözlerine kilitlenmişti...
John, Melanie'nin derin düşüncelere daldığını farketti ve konuşmayı kesti.
"Melanie?" dedi John. Melanie'nin ismini söylerken sesi titremişti. Bunu düşünmek ona da zor geliyordu ama o... o...
Melanie'ye aşıktı!

----*1 AY SONRA*----
Melanie ve John, 1 aydır aşklarından hiçbirşey kaybetmemişlerdi. Ama ikisi de bunu birbirlerine söyleyemiyorlardı. Çok iyi arkadaş gibi de değillerdi. Sadece okulda görüşüyor ve havadan sudan konuşmalar yapıyorlardı. Halbuki ikisi de birbirlerinin, birbirleri için deli olduklarını bilmiyorlardı.
Melanie, o gece rüyasında John'la çıktığını görmüştü. John ona, "Seni seviyorum Melanie," demişti. Melanie tam karşılık verecekken uyandı. Telefonunu eline aldı ve rehbere girdi. J harfine bastı ve John'un telefon numarasına uzun uzun baktı. Melanie kararını vermişti.
John'a onu sevdiğini söyleyecekti.
Sabah okula gitti. Ama okulda söyleyemedi çünkü cesaretini bir türlü toplayamadı. Sabırsızlıkla okul çıkışını bekledi.
John okuldan kaçarcasına çıkmıştı çünkü çok yorgundu. Bir an önce eve gitmek istiyordu.
Melanie, John'u aradı.
"John!" dedi Melanie.
"Melanie? Ne oldu?" diye sordu John.
Ama telefon doğru düzgün çekmiyordu. Melanie sadece şöyle birşey duymuştu: "M-l-i? N-ol-?"
"Affedersin John. Telefon çekmiyor. Seni anlayamıyorum."
John kaldırımda yer değiştirdi ve "Şimdi?" diye sordu.
"Hayır, biraz daha gayret," dedi Melanie.
John birkaç adım gitti. Ama yolun ortasında olduğunu fark etmemişti.
"Peki ya şimdi?" diye sordu John. Ses nihayet düzelmişti.
"Mükemmel. John sana söylemek istediğim birşey var."
O anda kulakları sağır eden bir korna sesi duyuldu.
"Ne?" diye bağırdı John.
"Seni seviyorum John!" diye haykırdı Melanie.
"Melanie, sen... sen ciddi misin? Melanie, bende seni... çok, çok sevi..."
John cümlesini bitiremeden bir korna sesi daha ve ardından John'un acı çığlığı duyuldu.
----*ERTESİ GÜN*----
Melanie'nin yanaklarından yaşlar sicim gibi akarken, sevdiği çocuğun, John'un, onun John'unun mezarının başında olduğuna inanmak istemiyordu.
Hayat artık Melanie için boş ve anlamsızdı.
Seni seviyorum...
Melanie, artık hayatı boyunca bu cümleden nefret edecekti.
SON
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Amanda Sylise
6.Sınıf Çaylak
6.Sınıf Çaylak
avatar

En Belirgin Özelliği : Sarı saçlarım , mavi gözlerim , hırçınlığım , kendime olan güvenim , moda anlayışım , sesim , popülerliğim ...
Kediniz : Möğlin^^ Bentüğ yumağı , akıllı oğlum. Seni çok seviyorum.
Nerden : Londra~~
Mesaj Sayısı : 1274
Kayıt tarihi : 17/01/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 100
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: O hiç gitmemeliydi...   Cuma Tem. 30, 2010 1:06 pm

Kurgunu güzel buldum. Renklendirmeler güzeldi. Yazım yanlışı çok az gördüm
Puanın 85

3. sınıf , 4. sınıf , 5. sınıf çaylak , kırmızı çaylak olabilirsin.
Almak istediğin rütbe?

_____________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daryna Hannah Simon
4.Sınıf Çaylak
4.Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : İri kahverengi gözlerim.
Kediniz : Eleanor, gri ve kabarık tüy yumağım ^^
Nerden : Los Angeles, CA.
Mesaj Sayısı : 275
Kayıt tarihi : 30/07/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 96
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: Geri: O hiç gitmemeliydi...   Cuma Tem. 30, 2010 1:08 pm

Kırmızı çaylak olmak istiyorum
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: O hiç gitmemeliydi...   Cuma Tem. 30, 2010 5:02 pm

Puana göre gerekli rütbe veriliyor..
Konu Kilit !
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: O hiç gitmemeliydi...   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
O hiç gitmemeliydi...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Güç Seviyesi-
Buraya geçin: