Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Büyük İhanet...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Emily Flora
6.Sınıf Çaylak
6.Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : kahve rengi saçlarım,Kalça sallama makinası ve herkezi hem korkutan hemde sevdiren bir yeteneğim var :D :D
Kediniz : :Candy: benim küçk tüy yumağım herkezle iyi anlaşır. beyaz ve sarı karışımı tüyleri var :):)
Nerden : tulsa
Mesaj Sayısı : 165
Kayıt tarihi : 20/07/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 94
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Büyük İhanet...   Çarş. Ağus. 25, 2010 8:31 pm

======Tartışma Sonrası Ayrılık Mektubu ========
Güneş
yüzünü gösterirken Fransa’ya, neden ona göstermiyordu o güzel yüzünü!
Ağlıyordu, pınarlarımda tek bir damla bile bulunmadan; Neden onu
anlamıyorlar?
Bu gece gözünü bile kırpmamıştı. Düşünmüştü yarını, geleceği…
onun
adı Hillary ise bu yaşantı onun ise. Neden onun hayatıma müdahale
ediyorlar? O oyuncu olmak istiyor, avukat olup aileleri ayırmak
istemiyor. Diziden diziye girmek her gün maske takmak insandan insana
girmek istiyordu. Ama gene de onun altında Hillary olacaktı. O hiçbir
zaman değişmeyecekti. Onların gene küçük kızı olacaktı ama onlar niye
onu anlamak istemiyorlar?
Annesinin sesi düşüncelerimden çıkmasına neden oldu.
-Hills, kahvaltı hazır. Seni bekliyoruz!’’ dedi. Küs olsak bile annesinin yemekleri ailece yemeğe önem verirdi. -‘’ Çokta umurumda sizin yemekleriniz!’’
diyerek söyleniyordu. Ama annesi ile arası iyi olup konularak
anlaşmaları gerekiyordu. O yüzden mor terliklerini giyerek merdivenleri
ikişer ikişer indi. Büyük dikdörtgen masada göz bebekleri Helena, annesi
ve babası oturuyordu. Her zaman ki yerine Helena’nın yanına oturdu.
Aileden birisiyle küstüğü zaman hiçe konulmazdı. Bu yüzden ‘’Günaydın’’
bile dememişti. Babamsı;
-Günaydın, Hill!’’
dedi. O konuşmak yerine babasına dönerek gülümsedi. Bir ara ‘’her ne
olursa olsun onlar benim ailem’’ diye geçirdi. Ama bu histen vazgeçmesi
uzun sürmedi. Çünkü fikirlerine olan saygısızlıkları geldi aklına. Direk
yüzünü astı.
Babamsı;
-Susan! Kahvaltıya ne zaman başlayacağız?’’ dedi. Annesi ise bir süre sessizlikten sonra söze girdi.
-Aramızda ki gerginlik bu gün, şu saat hal olacak. Bu iş bitmeden kahvaltı yapılmayacak’’ dedi sinirli bir şekilde. Annesinin şu sözlerini duyduktan sonra apar topar konulmaya başladım.
-Bu gerginlik ancak fikirlerime saygı göstermeye başladığınız an sona
erecek. Sizin isteklerinizi yapmayacağımı anlarsanız her şey eskisi gibi
olabilir.’’
dedim Annesi ve babası hiçbir şey söylemedi. Fakat
asıl dikkatini çeken Helena’nın hiç konuşmamasıydı. Çok sakin bir
şekilde kahvesini koyarak, yudumlaması ve moda dergisini okumasıydı. Bu
tavrı onu gıcık etmişti. Hill sakin olmaya çalışıyordu. Tam
sakinleşti derken babası söze girdi.
-Tatlım biz senin fikirlerine saygı duyuyoruz.Ama senin için en iyi meslek avukat olmak!...’’ dedi.Bu sözüyle daha sinirlenerek ;
-Aileleri ayırmak benim için çok iyi bir meslek, onların sorunlarını kendi
sorunlarım gibi kafa çalıştırmak, onların sorun çözme makinesi gibi
sorunlarını çözmek çok iyi bir meslek değil mi baba?’’ diyerek duraksadı ve neler söyleyeceğini kafasında toparlayıp bir daha söze girişti;
-Benim için en iyi meslek kendi seçtiğim meslek olacaktır. Bu hayat benin hayatım siz karışamazsınız’’
dedi ve soluk almaya başladı. Bu sözleri bir çırpıda söylemişti
galiba. Kalbi hızlı hızlı çarpmaya başladı. Kalbinin daha yavaşladığı
an odasına gitmek için kalktığı an konuşma boyunca tek bir kelime etmeyen
Helena söze girdi.
-Paris, dün bir kızla öpüşürken gördüm.’’dediği
an sanki bacaklarının bağı çözülmüştü. Bayılacak gibi olmuştu. Demek
ki uzun bir süredir bunu söylemek için bekliyordu. Ne kadar da rahattı.
Hala kahvesini yudumluyor ve moda dergisini okuyordu. Ağzından sadece
birkaç kelime çıkmıştı. Ama o birkaç kelime bile Hill kahretmeye
yetmişti. Başı dönüyordu. Düşmemek için merdivenin koruluklarına
tutundu ve gözümnden yaş gelmeye başlamıştı. Onu nasıl aldatabilirdi?
Hiçbir şey söyleyemedi. Merdivenleri koşarak çıktı ve odasına girdi ve
Kapıyı kilitledi. Her zaman ki hüzün odasında ağlıyordu. 1 saat dilimi
kadar ağladıktan sonra küçük, en sevdiği çantasını aldı ve içine
giysilerini koydu ve kaç zamandır bilgisayar camımın kırıldığı için
alacağı yeni bilgisayar ekranı için biriktirdiği parayı aldı ve
pencereyi açtı. Odası bahçeye açılıyordu ve bahçe ile de fazla bir
aralık yoktu. Bu yüzden rahatlıkla atlıya bilirdi. Fakat atlamadan önce
ailesine mektup yazması gerekiyordu. Masasının yanında ki kutunun
içinden bir beyaz kâğıt aldı ve karşısında duran siyah pilot kalemle
yazmaya başladı.
‘’’’Daha sadece biraz önceye
kadar tek sorunun aramızdaki tartışmanın olduğunu düşünüyorduk değil mi?
Ablam… Benden bu kadar nefret etmiş olamaz ki yalan söylemez… Hem de
böyle bir yalan. Gidiyorum… Beni bulamayacağınız yerlere gidiyorum. Bir
gün yeniden döner miyim? Bilmiyorum. Sizi özler miyim? Bilmiyorum. Tek
bildiğim gitmem gerektiği. Şunu unutmayın ki her ne olursa olsun siz
hala benim annem ve babamsınız…
Kızınız;

Lori Hilary Megera’’’’



======Hesaplaşmaya Giden Yoldaki Gerçekler======
Mektubu
kıvırarak masanın üzerine bıraktı. Artık gidebilirdi. Çantasını
çiçeklerin yanına attı ve kendisi de atladı. Pencere çokta yüksekte
değildi. Fakat bacaklarını çizmişti. Sanırım demirlere takılmıştı. Ama
aklı; bunu hissedemeyecek kadar yorgun ve meşguldü.
Yürüyordu…
Gidecekti. Yolda öylece yürüyordu. Ne yaptığını bilmeyerek… Bir an
aklına Paris geldi. Onu görmeden ve hesap sormadan nereye gidebilirdi
ki? Direk olarak yönünü değiştirdi. Paris’in evine gidiyordu. Zaten
uzakta da değildi. Yaklaşık beş dakika içinde onun evinde olabilirdi.
Yürürken ayağı bir taşa takıldı. Tökezlemekten son anda kurtuldu.
Kendini toplayarak yola devam etti.
Sonunda Paris’in evine gelmişti.
Yemyeşil ve güzel kokulu bahçeye girdi. Buraya her geldiğinde güzel
duygular içerisinde olurdu. Ama şu an o kadar nefret verici duygular
duyuyordu ki, her zaman hissettiği güzel duygulardan eser yoktu…
Pencereye
doğru yaklaşıyordu. Perdeler açıktı. Yine içerisi apaydınlık. Paris’i
fark etti. Kumaş koltuklarda viskisini yudumluyordu. Ve yine beysbol
izliyordu. Sonra önemli anlarda kendini kaybedip çığlık atıyordu. Hills,
biraz daha yaklaştığında Paris’in yanında bir kızın olduğunu gördü.
İşte şimdi yıkılmıştı. Ama biraz daha dikkatli baktığında yanındakinin
ablası Helena olduğunu anladı. Paris’ten onun yerine intikam sormaya
geldiğini sandı. Bir süre onları izledi. Paris ve Helena birbirlerine
yaklaşıyorlardı. Paris, Helena’yı öptü. Helena da onu… Şimdi gerçekten
yıkılmıştı. Tutunacak yer aradı. Ayakta duramıyordu. Kendini bile
hissetmiyordu. Hills, gözlerinden yaşların geldiğini fark etti. Ne
yaptığını bilmeyerek kapıyı yumruklamaya başladı. Çalan kapıyı Paris
açtı. Hilary’yi görünce bembeyaz olmuştu. Hill, Paris’in gözüne yumruk
atarak ağlamaya başladı. Paris çığlık attı ve onun sesine de Helena
geldi. İkisi de Hilary’yi görünce bembeyaz olmuşlardı. Hills, ikisini de
kınarcasına yüzlerine bir bakış attı. Sonra da ablasına doğru konuşmaya
başladı:

-Bir fahişe olduğunu hep biliyordum, ama hiçbir zaman kardeşine bunu yapabileceğini düşünmemiştim.’’ Dedi. Sonra da Paris’e dönerek:
-Sen ise daha dün gece beni her şeyden çok sevdiğini söylemiştin. İkinize de yazıklar olsun. İkinizden de nefret ediyorum.’’ Dedi. Paris, Hilary’nin kolundan tutarak gitmesini engelledi. Sonra da konuştu:
-Hills, dinle! Anlamıyorsun. Seni hala çok seviyorum.’’ Dedi. Hilary iğrenircesine:
-Bir pislikten bile daha iğrençsin. Mide bulandırıyorsun.’’ Dedi. Ablası her zamanki gibi sessizdi. Hills, koşar adımlarla oradan uzaklaşmaya başladı.






======Sıra Dışı Olaylar========
Nereye
gideceğini bilmeyen bir şekilde yürüyordu. Önüne gelen her şeye
vuruyordu. Gözünden süzülen yaşları elinin tersiyle sildi. O şimdi
nereye gidecekti! Kimde kalacaktı. Tabi ya! Baylie! Kankankası, sırf ucube
Paris yüzünden kavga etmişti. Kavgaları bir anda gözünün önüne geldi.
Baylie demişti. Sana zarar verir, seni üzer demişti. Ama O onun sözünü
dinlemedi. Sevgilisi olmaya devam etti. Bunları düşünürken korna sesi
ve fren sesini duydu. Galiba Hill'e çarpmış olacak ki onun etkisiyle
yere düştü. Bütün çığlıkları, başıma toplanan ayak seslerini
duyuyordu. Fakat gözleri kapalı ki etrafımdakiler ‘’Bayıldı galiba!’’
diyordu. Gözlerim gerçekten de kapalıydı. Bir daha hiç ama hiç açmak
istemiyordu. Ama birisi Hill'i kucağına aldığı an gözlerimi açtı. Bir
genç kucağına almış arabasına götürüyordu. Galiba hastaneye götürüyordu.
Bir anda bağırarak

-Beni bırak, burada öleyim.
Habersiz, sessiz, sedasız ayrılıyım bu Dünya’dan.
Bir daha görmesin benim yüzümü kimse.
Onun bakışları arasında kaybolmayayım.
Onun kollarında sakinleşmeyeyim.
Dudaklarım dudaklarına değmesin.
Onun tenine dokunmayayım.
Bırakın beni burada can vereyim.’’
Dedi.
Gözyaşları ondan habersiz akmıştı. Kucağından indi ve koştu. Onun
evinden uzaklaşacak kadar koştu. Kankasına gidecekti. Baylie’nin evinin
yolunu unutmuştu. Buraya gelmeyeli ne kadar olmuştu ki burada ki bir
sürü anıları olan mağaza kalkmıştı. Mlody apartmanına geldi ve durdu.
Demir kapıyı itti ve merdivenlerden çıkmaya başladı.24 numaraya
geldi. Hiç beklemeden kapıyı çaldı. Gene aynı masum ve şirin
bakışlarıyla açtı. Gözleri… Gözleri hiç değişmemişti. Gene hala
yeşilliğini kaybetmemişti. Açar açmaz sarıldı bedenine ağladı ölesiye.
Nedenini bilmese de o da ona sarıldı. Ne olduğunu bilmediği bir olay
için Hill'i yatıştırdı. ‘’Ağlama… Geçecek…’’ dedi. O an her şeye rağmen
dost olduklarını anladı. Titrek bir sesle ‘’Haklıymışsın…’’ dedi Hİll.
Ağlamaya devam etti. Baylie konuşmaya başladı:

-Ne oldu tatlım?’’ dedi. Endişelendiği her halinden belliydi. Kendini toplayarak ona cevap verdim:
-Haklıymışsın.
Paris gerçektende pisliğin tekiymiş. Demiştin… Beni uyarmıştın. Ama
söylediklerini dinlememiştim bile… Çok üzgünüm. Beni affedebilir
misin?’’
dedim. Hala ağlıyordu. Konuşmasını bitirdikten sonra Baylie’nin de ağladığını görmüştü. Baylie, evet dercesine başını salladı.

Bir
süre sonra içeri girdiler. Baylie’nin evine… O kadar güzel döşemiş ki
evini; gerçekten göz alıyordu. Koltukları bej rengindeydi. İç açan bir
tondu. Biblolar evin her yerini süslüyordu. Ailesi ile çektirdikleri
fotoğraflar tablo içerisinde duvarda asılıydı. Tıpkı Hill'inkiler gibi…
Onlarınkilerden tek farkı tablo içerisindeki mutlu anların gerçek olmasıydı…
Baylie bej rengindeki koltuklara oturdu. Eliyle Hill'i de çağırdı.
Çantasını bir köşeye bırakarak onun yanına oturdu. Koyu bir sohbet onları
alıp götürmüştü.

-Ne oldu? Bu kadar üzülmenin sebebi nedir, Hilary?’’ dedi.
-Haklıymışsın. Paris gerçekten de dediğin kadar berbat bir insanmış. Ona gerçekten de güvenmemem gerekiyormuş.’’
-Ne yaptı?’’
-Ablamla
beni aldattı. Helena… Paris neyse ama ablamdan kesinlikle beklemezdim. O
benim ablamdı. Benden bu kadar nefret etmiş olmaz ki…’’
dedi. Bunları konuşurken ağlıyordu. Tuzlu gözyaşlarının tadını aldı. Yaşadığı olaylar gibi acıydı.
-Ablan mı? Tanrım, olmaz! Yaptığı her şeye rağmen onu Paris’ten uzak tutmalıyız.’’
-Sen ne dediğinin farkında mısın? Bu ne demek?’’
-Bak!
Sana söylemeyi düşünmezdim ama artık söylemeliyim… Paris tehlikeli
biri… Hem de çok. Ablan sana ne yapmış olursa olsun onu böyle bir
tehlikenin içine atamayız.’’
-Paris neden tehlikeli?’’
-B…ee…n…
Nasıl söylemeliyim bilmiyorum. Sen uzun bir zamandır bir vampirle
beraberdin. Paris’in tek düşündüğü senin kanındı. Anlıyor musun!’’

dedi. Bunları söylerken sesi gereğinden de fazla çıkmıştı. Söyledikleri
feci şekilde saçmaydı. En yakın arkadaşı vampirlere mi inanıyordu?
-Sen
sanırım saçmaladığının farkında değilsin, Baylie! Vampir diye bir şeyin
olduğuna mı inanıyorsun? Saçmalık! Sanırım dün gece alkol falan aldın
ve hala etkisindesin.’’
Dedi Hill.
-Hayır. Çok ciddiyim. Senin pek değer verdiğin eski sevgilin bir vampir.’’
-Nerden biliyorsun?’’
-Geçen
sene ormanda yürüyüş yaparken Paris bir kızı… Off! Söyletme işte.
Vampirler ne yaparsa onu yapıyordu. Kanını içiyordu. O anda kendimi
nasıl kurtardığımı bile bilmiyorum. Tek istediğim senin de o kız gibi
olmaman.’’
-Saçmalık… Hem böyle bir şey olsaydı bir sene de çoktan işini bitirdi.’’
-Tek kurbanının sen olduğunu nerden biliyorsun?’’
dedi.
Artık ona inanmaya başlamıştı. Söyledikleri anlamlı olabilirdi. Paris
bugün yanına gittiğimde kendini savunmuştu. Onu kaybetmek istememişti.
Belki de Baylie haklıydı. Bunları düşündükten sonra ablasını kurtarması
gerektiğini anladı. Oturduğu koltuktan hızlı bir hamleyle kalkarak
kapıya yöneldi. Çıkmak için hazırlanırken bir yandan da Baylie ile
konuşuyordu:

-Ablamı kurtarmamız gerek. Onu, böyle bir tehlikeye atamayız. Geliyor musun?’’
-Elbette!’’
dedi. Yerinden kalkarak yanına geldi. Ama az önceyle kıyasladığımızda
çok sakindi. Bu durum Hill'i biraz şaşırtsa da pek takılmadı.


======Beklenmeyen İhanet======
Paris’in
evine koşar adımlarla gidiyorlardı. Hill ne kadar aceleci ve endişeli
davranıyorsa; Baylie de bir o kadar sakindi. Hâlbuki az önce kalbinin
sesleri duyuluyordu. Garip bir durum olduğu kesin…

Paris’in
evinin önündeydiler. Bir süre bekledi. Ne yapması gerektiğini düşündü.
Kafası allak bullaktı. Ne yapacağımı bilmeden yola çıktıkmişti. Geldi… Peki
ya şimdi? Şimdi ne yapacaktı? Kapıyı çalmalı mıydı? Yoksa kırarak mı
girmeliydı? Ya da ablası ona bunları yaptı. O kurtarılmayı hak etmiyor^^
diyerek çekip gitmeli miydi? Yo! Hayır. O Hill'in ablamsıydı… Her şeye
rağmen…

Kendini kontrol edemeyerek kapıya doğru koştu ve kapıyı
tekmeledi. Ne yaptı o? Paris’e ne diyecekti? ^Sen bir vampirsin.
Ablamı elinden almalıyım.^ mı? Saçma! Daha bunun doğru olduğunu bile
bilmiyordu. Kalbinin seslerini duyabiliyordu. Ve… İşte Paris… Kapıyı
açtı. Şaşırmışçasına onu süzüyordu. O bana bakarken aklına Baylie
geldi. Yanında değildi. Yalnızdı. Korkarak arkasını döndü ve Baylie
sırıtıyordu. Bunun sebebi neydi? Ne olmuştu? Az önce onun için korkan
arkadaşı gitmişti. Şimdi o Hill'in bu berbat durumuna pis pis
sırıtıyordu. Onu koruması gerekirken… Derin bir tam nefes aldıktan sonra
Baylie’nin yüzüne karşı bağırarak konuştu:

-Sen
ne yaptığını sanıyorsun? Beni buraya alay etmek için mi getirdin?
Anlattıklarının hepsi saçmaydı zaten. Hiç birine inanmamıştım. Ama seni
arkadaşım sanıyordum. Bu kadar adi ve saçma bir oyun oynamış
olamazsın!’’
dedi. Baylie; bir kez daha sırıtarak suskunluğunu bozdu:
-Yo! Hayır. Hepsi doğruydu. Sadece eksikti.’’ Dedi. Mimiklerimle ^Nasıl?^ işaretini verdi Hill. Anlamış olacak ki sözlerini sürdürdü:
-O
orman var ya… Hani anlattığım geçen sene ki orman… İşte o ormanda
Paris’le birlikte ben de vardım. Ama onu durdurmak için değil yardım
etmek için… Sonuçta herkes kendi türüne yardım eder değil mi? Ha! Bir
de… O öldürdüğümüz ve kanıyla ziyafet çektiğimiz kız da senin geçen sene
ölen kız kardeşin Blair.’’
Dedi. O anda yıkılmıştı. Kız
kardeşini beraber öldürdüklerini söylemişlerdi. Yapmaya çalıştıkları
neydi? Ablasına ne olmuştu? Bugün hiç durmayan gözyaşları iki katına
çıkmıştı. Bunu yapmış olmazlardı. Ama yapmışlardı. Paris’i önünden
iterek evin içine girdi. Büyük ve bir zamanlar Hill'e muhteşem gelen
salona girdi. Salonun muhteşemliğini bozan kan izleriydi. Korkarak o
izleri takip etti. Ulaştığı yer ise bir başka odaydı. Yerde birisi
vardı. O kanların sahibi… Ürkerek o yerde yatan kızı kendisine doğru
çevirdi. Ve… Her şey bitmişti. Ablası… O da ölmüştü. Tıpkı kardeşi
gibi… Sözde sevgilisi ve en yakın arkadaşım tarafından…

Kendini
kaybediyordu. Ama bu üzüntüden dolayı değildi. Ensesinde soğuk bir
yumruk hissediyordu. Ayaklarının soğuğunun farkındaydım. Anladı ki
ablası gibi… Kardeşi gibi… İşte şimdi o da en yakın dostu ve sevgilisi
tarafından öldürülmüş ve en büyük ihanete uğramıştım…


En son Emily Flora tarafından Çarş. Eyl. 01, 2010 5:59 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daryna Hannah Simon
4.Sınıf Çaylak
4.Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : İri kahverengi gözlerim.
Kediniz : Eleanor, gri ve kabarık tüy yumağım ^^
Nerden : Los Angeles, CA.
Mesaj Sayısı : 275
Kayıt tarihi : 30/07/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 96
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: Geri: Büyük İhanet...   Perş. Ağus. 26, 2010 11:28 am

Çokkkkkk güzel hayatımm...
Ama RP'leri 3. ağızdan yazman gerekir sen yarısını 3. ağızdan yarısını 1. kişinin ağzından yazmışsın :S
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Amanda Sylise
6.Sınıf Çaylak
6.Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : Sarı saçlarım , mavi gözlerim , hırçınlığım , kendime olan güvenim , moda anlayışım , sesim , popülerliğim ...
Kediniz : Möğlin^^ Bentüğ yumağı , akıllı oğlum. Seni çok seviyorum.
Nerden : Londra~~
Mesaj Sayısı : 1274
Kayıt tarihi : 17/01/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 100
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Büyük İhanet...   Çarş. Eyl. 01, 2010 5:17 pm

Yağmur'a katılıyorum. Hepsi 3. şahıstan yazılmalıydı. Düzelt veya bana söyle puanlıyım.

_____________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Emily Flora
6.Sınıf Çaylak
6.Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : kahve rengi saçlarım,Kalça sallama makinası ve herkezi hem korkutan hemde sevdiren bir yeteneğim var :D :D
Kediniz : :Candy: benim küçk tüy yumağım herkezle iyi anlaşır. beyaz ve sarı karışımı tüyleri var :):)
Nerden : tulsa
Mesaj Sayısı : 165
Kayıt tarihi : 20/07/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 94
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Büyük İhanet...   Çarş. Eyl. 01, 2010 5:59 pm

Düzelttim Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Amanda Sylise
6.Sınıf Çaylak
6.Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : Sarı saçlarım , mavi gözlerim , hırçınlığım , kendime olan güvenim , moda anlayışım , sesim , popülerliğim ...
Kediniz : Möğlin^^ Bentüğ yumağı , akıllı oğlum. Seni çok seviyorum.
Nerden : Londra~~
Mesaj Sayısı : 1274
Kayıt tarihi : 17/01/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 100
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Büyük İhanet...   Çarş. Eyl. 01, 2010 6:02 pm

Puanın 94* Arrow


_____________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aurnia Lilith Connolly
Admin / 5. Sınıf Çaylak / Karanlık Kızlar/Erkekler Lideri
Admin / 5. Sınıf Çaylak / Karanlık Kızlar/Erkekler Lideri


En Belirgin Özelliği : Erken dönüşmüş olmam. Daha 5. sınıf bir çaylağım ama her yerim döğme dolu.
Kediniz : Iris. Siyah ve mali gözlü harika bir yaratık.
Nerden : Massachusetts, Boston
Mesaj Sayısı : 594
Kayıt tarihi : 15/11/09

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 100
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Büyük İhanet...   Salı Eyl. 07, 2010 4:28 pm

konu kilit.

_____________________________
Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://houseofnight-turkey.yetkinforum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Büyük İhanet...   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Büyük İhanet...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Rpg Dersliği :: 3. Rpg Dersliği-
Buraya geçin: