Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Lond...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Racheal Olivia McKenna
Biniciliğe Giriş Profesörü
Biniciliğe Giriş Profesörü


En Belirgin Özelliği : Şımarıklık
Kediniz : Tidy:Huysuz ve tatlı biricik kedim :)
Nerden : Şikago
Mesaj Sayısı : 15
Kayıt tarihi : 15/07/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 88
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: Lond...   Ptsi Eyl. 06, 2010 11:08 pm

Soğuk yeşil gözleri, karşısında duran ve kendini beğenmiş gözlerle onu izleyen kadına dik dik bakıyordu. Kadın kendini o kadar genç görüyordu ki, yüzünde bir ton makyaj vardı. O na rağmen kırışıklıkları hala belli oluyordu Partileri o da severdi. Ama sosyeteye takdim edilme partisini daha önce hiç duymamış ve yaşamamıştı. Ne giyeceğine karar vermek gerçekten bu kadar zor muydu? Bu kadının bakışları o kadar gıcıktı ki...
"Evet London. Fiziğin güzel görünüyor. Tek sorun biraz boyun kısa, o kadar."
Sesi kadının ne kadar yaşlı olduğunun tek göstergesiydi. Buruşuk ağzından çıkan sözler, Jess'in titremesine neden oldu.
"Ee, 1.70 kısa mı oluyor efendim?" dedi tekdüze ve alaycı bir sesle.
"Ama senin kilona göre kısa oluyor hayatım."Kaşlarını şaşkınlıkla kaldırdı.
'Kilom da ne varmış?' diyecekti. Ağzını açtı, ama birşey söylemedi. Bu buruşuk kadınla kavga etmeye değmeyeceğini biliyordu. Ağzını kapattı ve her zaman yaptığı gibi dudaklarının iç kısmını kemirmeye başladı.
Kadın kaşlarını kaldırdı ve buruş buruş gözleriyle Jess'i iyice süzdü. Arkasında duran elbise askılığına doğru yavaşça dönerken kalın ve yaşlı sesi tekrar duyuldu.
"Dudaklarının içini yemeyi bırak yavrum."Sözleri duymamazlıktan gelmişti. Kadının arkasını dönmesiyle bulundukları mekan daha bir ilgi çekici olmuştu. Jess buraya ilk geldiklerinde -ki saatler önceydi- sadece bir göz gezdirmiş, sonrasında buruşuk kadınla konuşmaya başlamıştı. Bu ne kadar konuşma sayılıyorsa...
Büyük bembeyaz bir tavanı vardı buranın, yerler gümüş grisi fayans döşemesiydi. Duvarlarda sayısız parlak boncuk vardı. Ve aralara kocaman boy aynaları konulmuştu. Odanın en ucunda füme rengi perdelerle kapatılmış giyinme kabinleri vardı. Sağ yanında bir dizi oturma takımı duruyordu ve bunlarda mekana uyumlu olması için beyaz renkteydi. Kocaman elbise askılıkları ve bunlarda asılı olan milyon çeşit elbise vardı.
Bu buruşuk kadının ona hangi elbiseyi uygun görecekti acaba? Ne kadar da zordu bu işler. Kocaman topuklu ayakkabıların taşıdığı vücudu artık London'a ağır gelmeye başlamıştı. Koltuk takımlarına doğru yürüdü ve kendini pat diye bırakıverdi. Gerçekten çok rahattı. Gözlerini kapamıştı. 'Umarım hiç açmam' diye düşünürken, kadının yaşlı sesi ona seslendi."Hey London!" Cevap vermese nasıl olurdu acaba? Ya da bunların hiçbirine katlanmak zorunda olmadığını söyleyip topukluları fırlatıp kaçmak...
O daha cevap vermeden kadının emri odada çınlamıştı bile. "Bunlarla başlıyoruz London. Hızlı ol, bu akşam bitmesi gerek."
Birbirinden farklı bin tane elbise denemişti ve artık yorulmuştu. Kadın sonunda "Ah Lond. Mükemmel görünüyorsun. Bu elbise senin için yaratılmış. Hadi bebeğim eve gitme zamanı. Kuaförün seni bekliyor hayatım." deyince sevinçten Hint dansı bile yapabilirdi.
Eve geldiklerinde alt kattaki koca salonun sadece onun için dizayn edilmiş olduğunu gördü. Evet, onun için dizayn edilmişti ama London bu partiye katılmayı hiç istemiyordu...
Mermer merdivenlerden 2. kattaki odasına çıktı. Büyük holü geçti ve çift kanatlı kapıları iterek açtı.
Yavaş yavaş elbisesini giyiniyordu artık. İçinde huzurlu olmayan bir his vardı. Sanki bir şey olacak gibiydi. Ama bundan ne o ne de ailesi hiç hoşlanmayacaktı. Ne olacağını bilmiyordu ve açıkçası bir süre daha bilmek istemiyordu.
Elbisesini giyindiğinde nasıl durduğuna karar vermek için odanın öteki ucunda duran boy aynasına kadar yürüdü. Gerçekten çok hoş görünüyordu. Siyah renk hiç ona bu kadar hoş gelmemişti. Beline kadar dapdardı ve sonra birden bollaşıyor ve kabarıyordu. Boyun ve kol kısmı tamamen boştu. Yani elbisenin yakası straplez geliyordu. Arkaya doğru hafifçe aşağı iniyordu elbise. Belinin mükemmel kıvrımları göz önündeydi.
Tüm bunları düşünürken kapısının çalınmasıyla kendine geldi. "Girin." dedi sakince. İçeri giren onunla aynı saç ve göz rengine sahip olan ananesi girmişti. Yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı Jess'in. Sesi gayet neşeli ve halinden memnun çıkıyordu. Ve gereğinden yüksek bir sesle konuşmuştu. "Melanie." Kadın hala dolgun olan dudaklarını kocaman bir gülümsemeyle genişletti. "Ah tatlım, harikasın. Madam senin için gerçekten harika bir seçim yapmış." Ananesinin ellerini tutan ellerini yavaşça çekti ve aynaya doğru yürüdü. "Bende öyle düşünüyorum anane. Gerçekten güzel oldum. Annemin yanımda olmaması gerçekten büyük şanssızlık."
Kadının gözleri dolmuştu. Bakışları yere dikildi. "Sophie seni böyle görmeyi çok isterdi." dedi yeşil gözlerinden akan yaşı silerken.

Hemen arkasına döndü ve yaşlı kadına doğru yürüdü. Kollarını açtı ve onu kalkıp ona sarılmasını bekledi. Sakın ve huzurlu bir sesle yıllardır inandığı şeyi ananesine itiraf ediyordu. "Ah anane. Sakın ağlama, biliyorum ki çok isterdi. Ve görüyor da. Ben onu göremesem de o hep beni görüyor anane. Ben buna inanıyorum."
Omzunda duran baş aşağı yukarı sallanmaya başladı. "Evet hayatım. Bir anlık duygusallık. Kusura bakma Jess. Gününü rezil etmeyeceğim. Biliyorum ki bu partiye benim için katılıyorsun." Kafası geri çekildi ve buruşuk parmakları gözlerindeki yaşları sildi. Dolgun dudaklarına içten bir gülümseme yerleşmişti bile. "Tatlım ben kuaförünle saç şeklini konuşmaya iniyorum. Peşimden gelirsin. Çok bekletme beni." London'a tekrar sarıldı ve pürüzsüz yanağına masum bir öpücük kondurdu.
Aslında bütün bu olanlar hoşuna gidiyordu. Balo hiç bu kadar güzel gelmemişti gözüne, ananesinin söylediklerinden sonra. Evet, çok güzel olacaktı. Muhteşem, zarif ve masumiyet dolu...
Küpelerini kulağına taktı ve odasından koşarcasına çıktı. Büyük holü hızla geçiyordu. Ta ki merdivenlerin sonunda bir şey gözüne ilişene kadar. Korkunçtu. Ölü gibiydi. Kim ölmüştü ki? Yavaş yavaş merdivenleri inmeye başladı.
Yanına yaklaştığında ölü değil canlı olduğunu anladı. Ve kaçamaya çalışsa da kaçamazdı artık. Kafasına kocaman bir kütükle vurulmuş gibiydi. Uyuştu ve yere serildi. Karanlıktan sesler beyninde çınladı. "London Jessé Kinqend. Gece seni seçti. Ölümün doğuşun olacak. Gecenin tatlı sesine kulak ver. Kaderin seni Gece Evinde bekleyecek."
Uyandığında kendi yatağında yatıyordu. Ananesi bütün hizmetkarlar başındaydı. Odanın öteki ucunda kim olduğunu çıkaramadığı bir adamla birlikte...
"Ne oldu bana?" Sesi korku doluydu. Gerçekten tahmin ettiği şeyin olmasını istemiyordu. Ananesi yataktan kalktı ve büyük bir yüz aynası getirdi. Alnındaki ufak vampir sembolizmi olan hilali gördü.
Arkadaki adamın sesini hemen tanıdı. Babasıydı. Normalde olduğundan güçsüzdü.
"Anlaşılan o ki Lond, kızım. Artık bir vampir adayısın."
Kırmızı dudaklarından dökülecek hiç bir söz bu gerçeği değiştirmeyecekti. Kafasını yanında duran yastığa gömdü ve hıçkırıklarla ağlamaya başladı. O hayatından memnundu. Acaba şimdi onu nasıl bir hayat bekliyordu?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Loquisha Meredith O'Dowd
Yüksek Modaretör/ 4. Sınıf Çaylak / Karanlık Kız
Yüksek Modaretör/ 4. Sınıf Çaylak / Karanlık Kız


En Belirgin Özelliği : Donuk mavi gözlerim... Ruh halime göre değiştiğine düşünüyorum, en azından öyle olduğu söyleniyor..
Kediniz : Alexis adın da Coupari cinsi beyazlı ve qrili bir kedim var..
Nerden : Springfield, İllinois..
Mesaj Sayısı : 469
Kayıt tarihi : 20/02/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 89
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Lond...   C.tesi Eyl. 11, 2010 12:32 am

# Betimleme : 8 - 14
# Uzunluk : 20
# Kurgu : 17
# İmla : 10
# Noktalama : 10
# Renk uyumu : 8

Rp Puanı : 88

Daha fazla hayal gücüyle daha güzel şeyler yazabilrsin. Ruhsal betimlemelere daha fazla önem ver.

_____________________________


Sevmediği gerçeği cisimleşip
Bir duvar gibi yüzüne çarptığında,
Derin bir uykudan uyanmış gibi
Etrafa yabancı ve tanımaz gözlerle bakarsın.

Küçük bir anı hatırlamaya çalışırsın
Körelmiş beyninde.
Kalbine baktığında ise;
Büyük bir boşluk dışında hiçbir şey göremezsin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Amanda Sylise
6.Sınıf Çaylak
6.Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : Sarı saçlarım , mavi gözlerim , hırçınlığım , kendime olan güvenim , moda anlayışım , sesim , popülerliğim ...
Kediniz : Möğlin^^ Bentüğ yumağı , akıllı oğlum. Seni çok seviyorum.
Nerden : Londra~~
Mesaj Sayısı : 1274
Kayıt tarihi : 17/01/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 100
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Lond...   C.tesi Eyl. 11, 2010 10:10 am

Puan veriliyor.
Konu kilit Arrow

_____________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Lond...   Bugün 8:02 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Lond...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Rpg Dersliği :: 3. Rpg Dersliği-
Buraya geçin: