Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Savaş Ve Gurur

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ace Skym
5. Sınıf Çaylak
5. Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : Sessiz ve asosyal olmam ama bunlardan kurtuluyor gibiyim :D
Kediniz : Sharlot(Benim yaşlı ve bilge gözüken kahverengi kedim)
Nerden : Tulsa Gece Evi
Mesaj Sayısı : 123
Kayıt tarihi : 14/09/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 89
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: Savaş Ve Gurur   Salı Eyl. 14, 2010 3:05 pm

Gaz lambasının hafif ve titrek ışığında etrafı aydınlatmak çok zordu ama üzerimize gelen ateşli kayalar etrafı yeterince aydınlatıyordu.Etrafta korkutulmuş tavuk sürüleri gibi kaçışan insanlar vardı.Hepsinin ağzında çıkan çığlıklar ortamı daha da geriyordu.Herkes yüzünde farklı bir duygu vardı.Bir kadın korkarak kaçıyordu.Bir adam ise ailesini kurtarmaya çalışıyordu.Ardından bir küçük çocuk,evet küçük bir çocuk sokağın ortasında yaşlı gözlerle annesini arıyordu.Biraz daha vakit geçince annesinin yerde,kanlar içerisinde yattığını gördü.Yakınlarında hala yanan bir kaya vardı ve ikisininde yüzünü çok net görüyordum.O duygusuz solgun yüz son kez çocuğuna baktı.Kızını görünce daha iyi gibi görünüyordu ve benim duyamayacağım kadar alçak sesle birşeyler fısıldayıp son nefesini de verdi.Çocuk annesinin cansız bendenine iyice sarılmış ve ağlıyordu.”Geri gel anne,beni bırakma”dediğini duyabiliyordum.Küçücük elleri titriyordu.Yanakları daha da kızarmıştı.Artık annesini bıraktı ve dizlerinin üstüne çöküp usulca ağlamaya başladı.Hemen çocuğun yanına gittim ve kolundan tutup köyün girişine götürmeye başladım.Çocuk kolunu kurtarmak için direniyordu ama bıraktığı anda geriye,o feleaketin ve acının sürdüğü yere doğru gideceğini bilkiyordum.Çocuğun kolunu daha da sıkı tuttum ve kapıya doğru sürüklemeye başladım.Çocuk artık bağırıyordu ama kimsenin umrunda değildi.Herkes kendi canının derdindeydi.Sonra elimdeki gaz lambasını bıraktım.Bir süre sonra o cılız ışığını zar zor taşıyan gaz lambası ayaklar arasında tekmelenerek parçalandı.Çocuğu havaya kaldırıp:
-Ne yaptığını sanıyorsun sen.Oraya geri mi döneceksin?Annem öldü.Yaşamak istiyorsan benimle gelmelisin.
Çocuk bir an öylece kaldı.O sırada onu dikkatlice inceledim.Saçları parlak sarı,dalgalı ve omuzlarına kadardı.gözleri yeni ağladığı için hafif kızarmıştı ama hala çok şirin ve mavilerdi.yanakları hafif dolgun ve çilliydi.Çenesi de küçücüktü.Üstündeki kıyafet kömür yüzünden yer yer siyahtı.Gözlerindeki korku ve endişeyi görüyordum.Hemen onu kucağıma aldım ve koşmaya başladım.Zaten köyün girişine fazla mesafe kalmamıştı.Burası küçük bir orta çağ köyüydü.O kadar çok ele geçiriliyordu ki artık bende hangi ülkeye bağlı olduğumuzu şaşırıyordum.Diğer savaşlar hiç böyle olmamıştı.Çünkü burada köy gençleri dışında eli silah tutan kimse yoktu.Ama bu sefer değişiklik olmuş ve bağlı olduğumuz ülkenin kralı bu köyün beş metre dışına bir cepe yapmıştı.Bizde şimdi saldırılar yüzünden köyü terk ediyorduk.Kimse nereye kiminle gideceğini bilmiyordu ama yürüyorlardı.Güvenli ve sakin bir yer bulmak için gidiyorlardı.Bizde onlardan biriydik.Köyün dışına çıkınca asıl vahşetle karşılaştım.Askerler kan gölünün ortasında ve hareketsiz şekilde yatıyorlardı ve tek şey bu değildi.Köyden çıkan insanların bir kısmıda oklarla yere serilmişlerdi.Buradan canlı çıkacağımız bile belli değildi.Hemen kızı güvenli bir kayanın arkasına oturttum ve burada beni beklemesini söyledim.Ardından savaş alanına doğru koşmaya başladım.Yerde duran askerleri bir şey bulma umuduyla üstlerini aradım.Birinin sırtına sabitlenmiş bir yay buldum.Yerdeki kan gölcüğü yüzünden ipi tamamiyle kırmızı olmuştu.Sonra bir diğerinden kalkanını ve kılıcını aldım.Bunları geri götürmek için kalkarken bir ok omzumu sıyırıp geçti ve büyük bir acıyla dizlerimin üstüne çöktüm.O sırada oku atan kişiyi gördüm.Karşıdaki askerler çok yaklaşmıştı.Yüzlerindeki alaycı gülümsemeyi görebiliyordum.Sanki masuları öldürmek onu daha da büyük bir canavara dönüştürmüştü.Öldürme arzusuyla yanıp tutuşuyordu ve okunun ucunda ben vardım.tam gergin yayı bıraktı ve hayatım gözlerimin önünden geçmeye başladı.Köyden sadece ağaç kesmek için çıkıyordum ve günün çoğunu evde geçiriyordum.Hafta sonu ise topladığım odunları pazarda satıyordum.Ama artık bu ümkün değildi.Köyde sevdiğim kız yoktu.Çünkü babaları gerçekten zorlu insanlardı.Abartmıyorum bir keresinde bir arkadaşım köyden bir kızı sevdiğini kızın babasına açıkladı ve o gece adam arkadaşımı öldürmeye kalktı.Allahtan son dakikada yetiştikte arkadaşımı o adamın elinden aldık.Yani hayatım çok sıradan ve monotondu.Zaten artık devam etmeyecekti.Yoksa devam mı edecekti.
Oku görmemek için gözümü kapadım ama bir el beni yere yatırdı ve garip bir çığlık sesi duydum.Gözümü açınca yerde ölü olduğunu sandığım adamın önümde durduğunu ve elindeki kılıcı o oklu adama sapladığını gördüm.Adam zaten yaralıydı.kaburgalarından sırtına çıkan kılıcı görüyordu.Hatta bazı organlarını gördüğüme bile yemin edebilirdim.Adam bana son gücüyle “KAÇ!”diye bağırdı.Bende ne olduğunu anlamadan gerisini geriye döndüğümü gördüm.Tam o sırada bir ok kulağımın yanından vızıldayarak geçti.İkincisi gelmeden etrafıma baktım ve başka çarem yoktu.Hemen bir askeri sırtıma aldım ve kalkan olarak kullandım.Elimdeki kalkanı kullanabilirdim ama kan yüzünden yumuşamış ve hiç korumayacak haldeydi.En hızlı şekilde kayanın oraya ulaştım.Adamı bırakınca üstümün kan olduğunu gördüm ve kız vurulduğumu sandı.Hemen bana koşup yaramı tespit etmeye çalıştı.Tabi omzumdaki yarada bu endişeyi biraz daha perçinledi.Kız ağlamaya başladı ama bir şeyim olmadığını söyleyip hemen ormana koşmasını söyledim.Ardından askerin üstündeki zırhı çıkarıp kendi üstüme giydim ve kızın önüne siper oldum.Bir iki ok sırt zırhıma çarpıp kırıldı.Ardından can havliyle kendimizi ormana attık ve hızlıca koşmaya başladık.Bir süre sonra yorulduğumu fark ettim ve kıza durmasını söyledim.Nefes nefese bir ağacın kenarında oturup konuşmaya başladık:
-Merhaba ben Dilara.Sen kimsin?
-Bende Ege.Seni orada bırakmaya gönlüm el vermedi.
-Sence evimize geri dönebilecek miyiz?
-Artık evimiz diye bir yerin olduğunu sanmıyorum Dilara…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Conerus Hell Greyn
Admin/6.Sınıf Çaylak/Karanlık Erkek
Admin/6.Sınıf Çaylak/Karanlık Erkek


En Belirgin Özelliği : Gözleri olabilir mi?
Kediniz : Kedi sevmem ben, huni severim.
Nerden : Beyle!
Mesaj Sayısı : 65
Kayıt tarihi : 28/07/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 90
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: Geri: Savaş Ve Gurur   Salı Eyl. 14, 2010 3:54 pm

80.

Kurgu basitti ve konuşmaları renklendirmemişsin. Pek noktalama ve imla hatası yoktu. Ama normal sohbet şeklinde cümleler vardı bazı yerlerde.

Rütben veriliyor. Kilt.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Savaş Ve Gurur
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» M2-Pro Çok Güzel Server
» Saruman'ın Evi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Güç Seviyesi-
Buraya geçin: