Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Paris'in Arka Sokakları - Eliza Doyle -

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Emmy Victorina Martel
5. Sınıf Çaylak
5. Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : Sarı Saçlarım,Mavi Gözlerim,Güzelliğim,Moda Anlayışım ,Hırçınlığım , Kendime olan güvenim...
Kediniz : Mary...Benim,yumuşacık tüylü kara kedim,herkes onun şanssız ve uğursuz bir kedi olduğunu düşünüyor ama o bana sevgisini vererek şans getiriyor.
Nerden : Paris Gece Evi/Tulsa Gece Evi ( Paris Gece Evinden Gönderildim )
Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 16/09/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 85
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: Paris'in Arka Sokakları - Eliza Doyle -    Perş. Eyl. 16, 2010 1:48 pm

Paris...İnsanlar Paris'in muhteşem,şık ve zengin olduğunu düşünürler. Haksız sayılmazlar. Eğer burada yaşamıyor olsaydım bende öyle düşünürdüm. Ama burada yaşıyorum değil mi?
Rue de Dragon sokağının başındaydım. Yağmur tenime acı verecek kadar sert düşüyordu ve o hayırsız Emma'nın yüzünden sokakta kalmıştım. Bir de sonsuza kadar dost olacağımızı söylerdi.Doğru, daha siz neler olduğunu bilmiyorsunuz . Lanet olası Paris Lisesinde okuyordum. Belki de orada okumasaydım bunlar başıma gelmezdi. Son ders acı verici bir baş ağrısıyla geçmişti. Bay Bubble - biz ona böyle deriz çünkü kendisi köpük kadar şişman - dersi dinlemediğimi farkettiğinde şakaklarımı ovuşturuyordum.
''Bayan Eliza... Sanırım Fransız tarihinden daha önemli işleriniz var.''Sınıfta ki tüm yüzler bana çevrilmişti.Zor da olsa ayağa kalkmayı başardım. Bay Bubble şişman göbeğinin üstüne koyduğu ellerini sinirli bir şekil de hareket ettriyodu. Bugün sararmaya yüz tutmuş beyaz bir gömlek ve kırmızı bir papyon takmıştı. Bay Bubble, Paris'te yaşayan modadan nasibini alamamış bir adamdı.
''Sadece biraz başım ağrıyor.''
Sesim beklediğimden bile clız çıkmıştı. Oysa buna aldırmamış ve o koca burnunu bana doğru uzatarak konuşmaya devam etmişti. ''Top sesinde başları ağrıyan Fransız askerleri senin gibi uyumadılar.Onlar savaşa devam ettiler.''
''Eğer biraz uyusalardı savaşı kazanırlardı.''
Bay Bubble homurdandı ve bana el işareti ile otur dedi. Bay Bubble derse devam ederken ben şakaklarımı ovmaya devam ettim.Emma bana arka sıradan sesleniyordu.
''Eliza...Eliza...Tanrım ! '' Bu yüksek çıkışı Bay Bubble'ın ona bakmasına neden oldu. Emma domates gibi kızardı ve kafasını sırasına yeniden gömdü. Bubble bir kez daha sınıfa baktı ve tahtaya döndü. Emma, arkama bir kalem batırdı. Çığlık atmamak için dudaklarımı birbirine bastırdım ve ona döndüm.
''Tanrım,Emma ne yaptığını sanıyorsun ?'' Yüzüme bıkkın bir ifade ile baktı. Bu haliyle çürümüş bir domatesi andırıyodu. Yüzü hala domates gibi kırmızıydı. Kahverengi gözlerini bana dikmişti.Bir Fransız olmamasına karşın - kendisi bir İngiliz - süper Fransızca konuşurdu. Abartmıyorum benden bile iyi konuşur.
''Bugün Pascal ile beraber sinamaya gideceğimizi hatırlatmak istedim o kadar.'' Pascal, Emma'nın erkek arkadaşıydı. Ama gariptir ki Pascal onlarla beraber olduğumda hep bana kur yapar. Emma bunun farkındaydı tabi ki. Aslında şuan gelmesende olur demek istiyordu.
''Gelebileceğimi sanmıyorum.Sanırım hasta oluyorum.'' Kahverengi kaşları havaya kalktı. Kaşları gibi saçlarıda kahverengiydi. Ama onun ki yumuşak bir kahve değil, hastalıklı bir kahveyi andırıyordu.Zaten beni kıskanmasının sebebi de hep buydu.Benim sarı saçlarıma ve mavi gözlerime hep sahip olmak istemişti.
''Bu kötü oldu.Gelmeni çok isterdim.'' Yüzünde yalancı bir üzüntü vardı.Tabi ki gelmememden mutlu olmuştu. Gözleri adeta şakıyordu. Paris Lisesinin iğrenç zili okulun bittğini haber verdi. Üstümden adeta bir fil geçmiş gibi hissediyordum. Emma çoktan gevezeliğe başlamıştı. Kapıda Pascal ile karşılaştık bana beyaz dişleri ile kocaman bir gülümseme gönderdi. Emma bunu farketmiş olacak ki hemen Pascal'ın koluna sarıldı.
''Bugün Eliza gelemiyor. Ne kadar kötü değil mi?'' Pascal bana döndü. Yüzünde anlayamadığım bir ifade vardı.
''Eliza,neden gelmiyorsun. Bak çok eğleneceğiz.'' Tam cevap verecekken Emma lafımın üstüne atladı.''Pascal, hasta olduğunu görmüyor musun? Evde biraz dinlenmesi gerek.'' Kafamı sallayarak Emma'yı onayladım. Pascal cevaptan tatmin olmamış gibi görünüyordu ama konuyu uzatmadı.
Hava yağmurluydu ve tek tük damlalar yerlere düşüyordu. Adımlarımı hızlandırdım. Okulun bahçesi aşırı derecede kalabalıktı. Arabalarına giden öğrenciler park alanını doldurmuştu. Tabi onlara gıpta eden otobüs çocukları da vardı.
Kırmızı vosvosumun kapısını açmaya çalışırken onu hissettim. Arkama döndüğümde tam karşımda duruyordu. Park alanında ki bir kaç çocuk onu gördü ve ağızları bir karış açıldı. Ondan yayılan karanlığı hissediyordum.Mavi gözlerini bana dikmişti.
Beyaz ince parmağını bana doğru uzattı. Bedenimi bir titreme sardı.Bana ne olacağını biliyordum.O bir iz sürücüydü ve beni almaya gelmişti.Bir vampir iz sürücüsü.Lanet olsun ! Daha burada ki hayatım normal değilken bi de vampir olacaktım.
''Eliza Doyle ! Gece seni seçti; ölümün doğuşun olacak.Gecenin tatlı sesine kulak ver. Kaderin seni gece evinde bekliyor.''Beyaz parmağını alnıma sürdü ve ben karanlığa teslim oldum.

***
Gözlerimi kırpıştırdım. Başım acıyla zonkluyordu. Alnımı ovuşturdum... Evdeydim. Öğretmenlerden biri benim uyanmamdan korkarak eve getirmiş olmalıydı. Bu odada uyuyamayacak olmak beni delirtiyordu. Buraya çok emek sarfetmiştim. Açık renk parkeler, koyu lila duvarla, çift kişilik beyaz - ama odada çok güzel duruyor - yatağım.
Çalışma masam, perdelerim, kitaplarım... Tamam biraz abartmış olabilirim ama burası benim yuvamdı.Sadece burada yanlız kalıyordum. Sadece buralarda düşüncelere dalıyordum. Ama burada daha fazla kalamazdım. Kapıya sendeleyerek ulaştım. Annem, babamla konuşuyor olmalıydı.
''Bunun olacağını biliyordum. Falcı bunun olacağını söylemişti. Ne yapıcaz şimdi Sebastian ? Ben vampirlere, güzel kızımı asla veremem. Bunu yapamam. Ondan şimdi ayrılamam.''
''Alita biraz sakin olur musun. Eğer onu göndermezsek ölücek.''Annemin içi çıkarcasına ağladığını duyabiliyordum. Babam haklıydı burada kalamazdım ama oraya da gidemezdim. Saate baktım. 04.57'yi geçiyordu. Bir saattir baygınmışım. Emma ve Pascal bu saatte sinamaya gitmezler eğer onlara yetişirsem Emma'da kalabilirdim. Telefonumu çıkardım ve Emma'nın numarasını tuşladım.
''Ben,Emma.''Sesi fazla neşeli geliyordu.Tabi yaa...Ben işaretlenince o lanet olası okula gidecektim ve Pascal beni göremeyecekti.
''Benim,Eliza.''Havası sönüvermiş bir balon gibi onun da neşeşi sönüvermişti.
''Eliza...Olanları duydum. Ben gittin sanıyordum. Oraya...''
''Hayır. Gitmedim ve gitmeyeğim. Sana gelebilir miyim? Bir kaç gün sende kalırım ve kafamı toparlarım.'' Boğazımdan iğrenç ve ıslak bir öksürük çıktı.''Eğer,oraya gitmezsen ölüceksin Eliza.''
''Hemen ölücek değilim...Bir karar vermem gerek. Ama annemler ben bu kararı vermeden beni oraya postalarlar.Beni anlıyor musun?''
''Peki gel ama hızlı gelsen iyi olur.Yağmur başladı ve Pascal ile sinamaya gideceğim.'' Yüzümde bir gülümseme belirdi. Ne olusa olsun o benim arkadaşımdı. Tamam, beni kıskanıyor ve Pascal'ın bana kur yapmasından nefret ediyor olabilirdi ama o hala benim arkadaşımdı.
Pembe spor çantamı yatağın altından çıkardım ve giysilerimle doldurmaya başladım. Ben asla siyah giymezdim. Bu yüzden bolca renkli - renkliden kasıt mavi ve koyu kırmızydı ama neyse - doldurdum. Kapıyı sessizce açtım ve merdivenler aşağı inmeye başladım. Evimiz üç katlıydı. Üçüncü kat tamamen bana aitti. Merdivenlerden sessizce süzülmeye devam ediyordum. Koridor boştu. Sanırım annem ve babam odalarına gitmişlerdi.
Alt kattan televizyon sesleri geliyordu. Kapşonunu örttüm. Bu saate kardeşim Aluin okuldan gelir ve televizyona yumulurdu. Arkadan sessizce dolandım. Şanş eseri kardeşim beni farketmemişti. Aslında ona sarılmak istiyordum. Ama o vampirlerden nefret ediyordu. Arka kapıdan çıktım. Arabam bahçede değildi. Lanet olsun bu yağmurda Rue de Dragon'a yürüyerek gidecetim.
Yağmur her saniye daha da hızlanıyordu. Sırılsıklam olmuştum. Yoldan geçenlerin işaretimi görmemeleri için kapşonunu yüzümü kaplayacak şekilde örtmüştüm. Daha ben işaretimi görmemişken onların görmeleri daha kötü olurdu. Şansım olsa otobüse binecektim ama saatlerini kaçırmıştım.
Ansızın gögsüme bir ağrı girdi. Nefes almakta zorlanıyordum. Belki de Emma'ya gidene kadar ölmüş olurdum. Kendimi toprlayana kadar sokak lambasına yaslandım. Buradan Eyfel Kulesinin tepesini görebiliyordum. Belki de bu onu son görüşüm olacaktı.Lanet olsun ! Lanet olsun !
Derin bir nefes aldım ve yürümeye kaldığım yerden devam ettim.Belki de bu sokaklarda son kez yürüyordum.

***
''Lanet olsun! Emma! Emma!'' Emma'nın evinin kapısında yağmur altında bekliyordum.Kapıyı var gücümle çaldım ancak açan kimse olmadı.Sinamaya gitmeden önce beni bekleyebilirdi.
''Paris! Lanet olası Paris! Bana hediyen bu değil mi yağmur altında ölmek!''Apartmanın arkdasında ki bir sokağa girdim.Apartmanın çatısı beni yağmurdan koruyordu. Paris...İnsanlar Paris'in muhteşem,şık ve zengin olduğunu düşünürler. Haksız sayılmazlar. Eğer burada yaşamıyor olsaydım bende öyle düşünürdüm. Ama burada yaşıyorum değil mi?
Rue de Dragon sokağının başındaydım. Yağmur tenime acı verecek kadar sert düşüyordu ve o hayırsız Emma'nın yüzünden sokakta kalmıştım. Bir de sonsuza kadar dost olacağımızı söylerdi...
Öksürüklerim daha beter bir hale girmişti. Burnumdan sıcak bir sıvının aktığının hissettim.Parmaklerımı burnuma götüdüm. Sıvı parmaklarıma bulaşmıştı. Kan...Değişimimi reddetmeye başlamıştım. Dizlerimin üstüne çöktüm. Ağzımdan kan kustum,kustum,kustum... Yere düştüğümü hisstememiştim bile. Başım ıslak ve sert zemine yavaşça düşmüştü. Gözlerimi kapatırken sokağın başında bir figür belirdi ve ben sonsuz karanlığa teslim oldum...


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aurnia Lilith Connolly
Admin / 5. Sınıf Çaylak / Karanlık Kızlar/Erkekler Lideri
Admin / 5. Sınıf Çaylak / Karanlık Kızlar/Erkekler Lideri


En Belirgin Özelliği : Erken dönüşmüş olmam. Daha 5. sınıf bir çaylağım ama her yerim döğme dolu.
Kediniz : Iris. Siyah ve mali gözlü harika bir yaratık.
Nerden : Massachusetts, Boston
Mesaj Sayısı : 594
Kayıt tarihi : 15/11/09

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 100
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Paris'in Arka Sokakları - Eliza Doyle -    Perş. Eyl. 16, 2010 6:17 pm

rp güzel ama renklendirmeden yoksundu.
Ayrıca bir kaç yazım ve imla hatası vardı.
Puan:85

_____________________________
Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://houseofnight-turkey.yetkinforum.com
 
Paris'in Arka Sokakları - Eliza Doyle -
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Güç Seviyesi-
Buraya geçin: