Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ----Onun Peşinden----

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Eresbos Blueblood
Yeni Üye


Kediniz : Şehiitan
Nerden : İzmir
Mesaj Sayısı : 8
Kayıt tarihi : 19/10/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı:
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: ----Onun Peşinden----   Cuma Kas. 12, 2010 12:03 am

Üzerinden ne kadar zaman geçmişti? Ruhumu alıp beni yalnız bırakmıştı. Onsuz nasıl olacaktım bilmiyorum. Herşeyden herkesten kaçmak istiyordum.
Odamda bir haftadır sadece oturup bekliyordum. Neden ve ne beklediğimi bende bilmiyordum. Ailem yeterince huzursuz ve mutsuz olmuşlardı. En iyisi uzaklaşmaktı. Ama nereye gidecektim?

Sırt çantama birkaç kıyafet koydum. Banyomu yaptım ve herkes uyuduktan sonra mutfaktan kendime birkaç sandviç yaptım. En azından 2 gün aç kalmazdım. Onu buluncaya kadar ne kadar gideceğimi bilmediğim için birkaçta konserve koydum çantama. Paramı idareli kullanmalıydım çünkü.
Küçük kardeşlerimin odasına gidip onları öptüm. Çok güzel uyuyorlardı. Onları çok özleyeceğim diye düşündüm. Sonrada yola koyuldum.
Küçük ama hızlı arabama atladım ve hızla evden ve küçüklüğümün geçtiği sokaktan ayrıldım.

Şehirin merkezine doğru yaklaşırken ne kadar saçma bir karar verdiğimi anladım. Çünkü nereye gideceğimi bilmiyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Nerden başlayacaktım? Sonra aklıma hep filmlerde başlarını belaya sokmak için gidilmemesi gereken yerlere giden insanlar geldi. Arabayı güvenli sayılabilecek bir yere park ettim. Sonra ara sokaklara daldım.
Bir sürü barın önünden geçtim ama barlar genelde kadın satışının olduğu saçma sapan yerlerdi. "Herhalde buralarda aradığımı bulamayacağım." , dedim. Ama yürümeye devam ettim.
En sonunda yan yana olan barlar bitmişti. Ama biraz ileride etrafında hiçbirşey olmayan ve arkası ormanlık olan bir yer vardı. Işıkları yanıyordu ve içeride çalan müzik sesi her kapı açıldığında diğer barlarla arasında kalan boş araziyi çınlatıyordu. "Enteresan. Tam da istediğim gibi.", dedim. Hızlı hızlı adımlarla oraya doğru yürüdüm.
Kapısından içeri girdim. Girdiğimde iki tarafta bodyguard vardı. Aslında şaşırmıştım dışarıda olmaları gerekmezmiydi?
Bana şöle bir baktılar sonrada tekrar önlerine döndüler. Bende sorun olmadığını düşünüp kapı tarafından içeriye doğru devam ettim. Çok güzel bir mekandı. Çok karanlık değildi. Ama ışıl ışıl da değildi. Güzel bir loşluğu vardı. Müzik sesinin çok açık olmasına rağmen hiç rahatsız etmiyordu, yani ağrıtmıyordu.
Barın olduğu yere gidip bir tabureye oturdum. Barmanden bira istedim. Kocaman soğuk bir bira geldi. Hem içiyor hemde etrafımdaki insanlara bakıp onu arıyordum. Bardağımı bitirmek üzereydim ki yanıma güzel bir bayan oturdu.
"Selam yakışıklı. Kime bakıyorsun?", dedi. Şaşırmış bir halde bakıyordum. Çünkü ateş kızılı saçları ve yemyeşil gözleri vardı. Ve o kıvır kıvır saçlarına bayılmıştım. Alev gibi kıvrım kıvrımdılar. Ve her kelimesinde saçları kıpırdıyor ve kıpırdadıkça daha da güzelleşiyordu.
"Şey, ben, birisini arıyorum ama burda yok. Bende bir bira içeyim dedim.", dedim. Kız bir biraya bir bana baktı.
"Daha önce buraya geldin mi? Ben seni hiç görmedimde?", dedi.
"Yo gelmedim daha önce buralara."
"Hımm ama sanki buraya aitmişsin gibi. Yani normalde senin gibileri almamaları lazım.", dedi.
"Nasıl benim gibi?"
"Anlarsın işte.."
"Hayır anlamadım? Biraz daha açık olurmusun?"
"İnsanlardan bahsediyorum. Sonuçta insan değilmisin? Gerçi sende bir farklılık var ama."
"Aslında ne insanım nede vampirim. Yani bir kız vardı. O beni kendine aşık etti ve sonra kalbimle beraber ruhumuda çaldı."
"Nasıl yani?", dedi kız.
"Yani birbirimize çok aşıktık ama sürekli birilerinden haber geliyordu. En sonunda bir gece bileklerimi kesit ve nerdeyse tüm kanım akıncaya kadar bekledi. Sonra kendi bileğini kesip bana içirdi. İnsanlığımdan hiçbirşey kalmadı ama vampir özelliklerimde yok oldu. Benim ruhumu çaldı. Sonra ertesi sabah uyandığımda yoktu."
"Tamam vampir yapmış seni. Ama neden nerdeyse tüm kanını akıtmış ki?", dedi, şaşkın bir şekilde.
"İşte o yüzden ben aslında ölü değilim ama vampirim. Kanımın dörtte üçü vampir kanı."
"Peki o kızın ismi ne? Belki ulmanda yardımcı olabilirim."
"Lilith Rebelblood.", dedim ve kızın yüzü bembeyaz oldu.
"Bence burdan gitsen iyi olur. Ve kimseye bu ismi söleme. Sakın!", dedi. Sesinde korku vardı.
"Bir sorun mu var? Neden? Onu bulmam lazım. Ona ihtiyacım var. Lütfen tanıyorsan yardım et."
Kız korkmuştu ama benim yalvarmalarıma dayanamıyarak; "Tmam. Az sonra gelecek ama sakın ses çıkartma. O burda çok önemli birisi çünkü. Ve sakın ümitlenme çünkü annem seninle asla gelmez!"
Annem mi demişti? Duyduklarım doğru olamazdı. Benim kalbimi çalmıştı ama nerdeyse onsekiz yaşında bir kızı vardı. Burda önemlide ne demekti? Bana buralarda yeni olduğunu sölemişti. Heryeri karış karış gezmiştik ve heryeri ilk defa görüyor gibiydi. Bana yalan sölemişti. Herşeyi yalandı demek ki.
Nefret, nefret, nefret duyuyordum sadece. Onu beni kırdığı gibi kırmak, benim ruhumu aldığı gibi almak istiyordum. Sinirli bir şekilde beklemeye başladım.
Tam sıkılmıştım ve kıza isyan edecektim ki müzik sesi kesildi ve o ışıldayarak içeriye girdi. Herkes önünde hafifçe eğildi. Lilith yerine oturunca herkes eski hallerine geri döndüler ve ne yapıyorlarsa yapmaya devam ettiler.
Simsiyah beline kadar inen saçları, simsiyah gözleri ve güzel hatlarını belli eden elbisesiyle adeta tanrıça gibiydi. Zaten herkes önünde eğilerek tanrıça olduğunu kanıtlamışlardı bana göre.
Etrafına bakınıyordu. Herkesi süzüyordu. Neler yaptıklarına bakıyordu. Yanında olan bir kıza sürekli birşeyler söylüyor kızda not alıyordu.
En sonunda göz göze geldik. Bana bakınca gözleri doldu ve dondu. Özlem doluydu ve benim gibi onunda kalbi acıyordu. Sonra ne yaptığını farkedip kafasını önüne eğdi. Ben tam yanına gidecektim ki bileğimden biri tuttu. O kızdı. Onun kızıydı. Bir an ne kadar benzediğini düşündüm yüz hatları aynıydı ve saçlarının kıvırcıklığını Lilith'ten almıştı.
Bileğimden elini çektim ve "Ona ihtiyacım var lütfen anla.", dedim. Tam Lilith' e doğru yürüyordum ki birden ayağa kalktı. Müzik ve herkes şaşırmış bir şekilde durdu.
"Sevgili arkadaşlarım. Artık topluluğumuzun genişlemesi gerekiyor. Gönüllü olanlardan yandaş toplayın. Ama gönüllü olanlardan. Çünkü hepsine sorular soracağız ve zorla vampir olanlar olmuşsa yaratıcısı ile beraber yok edilecek. Sınırlarımızı genişletmeliyiz.Bize daha çok yandaş lazım.Ama bu o zamana kadar eğlenmenize bakın. Benim için o olacak.", dedi, parmağını bana doğrultmuştu. Ben mi? Eş mi? Nasıl yani? Yavaş yavaş yanına gittim. Herkes bana öcüymüşüm gibi bakıyordu. Lilith' in elini tuttum ve beraber içeri gittik.
"Ne yaptığını sanıyorsun burda?", dedi kızgın bir şekilde. Ynındaki not alan kız kaybolmuştu ve galiba gelidiğimiz yer Lilth' in odasıydı.
"Ben.. ben seni arıyordum.", dedim.
"Aferin! Az kalsın kendinle beraber benide öldürüyordun. Dün gelseydin çoktan ölmüş olurduk bunu biliyormusun?"
"Umurumda bile değil Lilith! Ben seni istiyorum sana ihtiyacım var ve seni buldum bundan sonra yanında olıcam."
"Sen beni duymadın herhalde? Sana eş dedim. Senle evleneceğimi düşünmedin herhalde? Seni öldürmek zorundayım."
"Ama ama neden aşkım?"
"Aşkım mı? Sen neden söz ediyorsun ya? Bitti anlamıyormusun?", dedi ama ağlıyordu.
"Ama seviyordun beni? Neden böyle yapıyorsun?"
"Seviyordum! Ama herşey değişti. Analamıyormusun? Ben o bir ay önce tanıdığın ve bir hafta önce seni terk eden kız değilim artık."
"Hadi ama bana tekrar bir şans ver. Lütfen sana ihtiyacım var."
Ağlıyordu. Ağlıyordum ve ne yapacağımı bilmez bir şekilde Lilth' e bakıyordum. Bir yolu olmalıydı. Seviyordu. Hissediyordum. Yoksa Ağlarmıydı. Beni gördüğünde donup kalırmıydı.
"Hiç bir kurtuluş yok mu? Sen ve ben beraber olamaz mıyız?"
"Hayır olamayız Eresbos!"
"Bir yolu vardır!"
"Seni öldürmekten başka çarem yok!"
Madem sevdiğim kadın için ölecektim o zaman kabul ediyordum. Karar vermiştim. Tamam onu bulmak istiyordum buldum. Şimdi ise kaybedecektim. Ölecektim.
"Tamam o zaman öldür beni Lilith, aşkım..."
"Gelmemliydin! Buraya gelmemeliydin."
İkimizde ağlıyorduk. Bana yakınlaştı, yakınlaştı ve boynumda dişlerinin soğukluğunu hissettim ama onları tenime batırmıyor sadece orda ölece bekliyordu.
Sonra birden öpmeye başladı. "Yapamam, yapamam..", diyip duruyordu. Bense aşkımın kollarına bırakmıştım kendimi. Öpüşüyor, gülüyor, ağlıyorduk. Ama genelde mutluyduk.
Yatakta birbirimize sarılmıştık. Çok güzel bir andı. Ona olan bütün sinirim gitmişti.
"Barda bir kızla tanışım. Bana senin kızın olduğunu söledi.", dedim.
"Bunu soracağını biliyordum. Çünkü seni ilk gördüğümde yanındaydı. İsmi Roza. Onbir sene önce Bir vampirle tanıştım. Buraların sahibi gibi birşeydi. Herkes onun emrinde çalışırdı. Bende ailemden kaçmıştım. Annemle kavga etmiştim. Kayolmuş sokaklarda yürürken Math' e rastladım. Beni aldı ve buraya getirdi. Herkesin onun emrinde olduğunu görünce çok şaşırmıştım ama çokta hoşuma gitmişti. O gece onunla birlikte olmuştum. İçki işte. Ne kadar içtiğimi hatırlamıyorum. Ertesi gün uyandım ve çıplaktım ve her tarafım ağrıyordu. Hemen kalkıp duşa girdim. Banyodan çıktıktan sonra boynumdaki izleri gördüm. Geçmiş sayılırdı ama sızlıyordu azda olsa. Sonra Math'i sordum ama herkes gittiğini ve uzun zaman gelmeyeceğini söylediler. Bende hemen eşyalarımı topladım ve oradan uzaklaştım. Eve geri döndüm. Ama bir ay sonra kendini belli etti. Doktora gittiğimde hamile olduğumu söledi. Ne yapacağımı bilemedim.
Ama güzel kızımı dünyaya getirdim. Ama normal yaşıtlarına göre daha hızlı büyüyordu. Okula göndermedim. Evde eğitim verdirdim. Hala öyle eğitim görüyor. Sonra geçen seni Math' i bulmak için tekrar buraya geldim ama senle tanıştım. Ben onu bulmak isterken o beni buldu ve kıskançlığı yüzünden seni öldürmekle tahdit etti. Bende seni öldürdüğümü söledim ve yanına tekrar geldim. Güvenini kazandım. Ama yanlış kan yüzünden hastalık kapmıştı ve hastaydı. Birşeyler yapmam gerekiyordu. Vücudundaki kan temiz kana geçmeden onu öldürmeliydim. Bir hafta burda kaldım ve yanına yaklaşmamaıştım. Ama dün Yanına gittim ve ona zehirli kandan azcık daha içirdim. Fenalaştı. Düzelirsin bundan iç dedim yine zehirli kandan verdim ve gözlerinden, kulaklarından ve ağzından kan gelmeye başladı. Heme birilerini çağırdım ve gelenlerden biri kalbine bir kazık sapladı. Sonrada benim önümde eğildiler. Çünkü benden başka tüm eşlerini öldürmüş. Burası ve tüm ototritesi bana kaldı. Kızımın intikamınıda almış oldum."
, dedi. Gözümün önünde canlandırınca ne kadar kötü sahnelere mağruz kaldığını düşündüm ve iyice sarıldım. O sırada kapı çaldı ve içeri Roza girdi.
"Anne ne oluyor burda?",dedi şaşkın bir şekilde bize bakıyordu.
"Şimdiye kadar kimseye baba dememiştin tatlım. Seni babanla tanıştırayım.", dedi ama kıkır kıkır gülüyordu. Keyiflenmişti ve bu hoşuma gitmişti.
"Anne ben asla bu adama baba demem."
"Kabalık etme Roza. Alışman lazım. Yoksa benide babanıda üzersin."
"Peki tamam.",dedi, isteksiz bir şekilde.
"Tatlım zorlama isterse der isterse demez.",dedim. Ama bu kadar güzel bir kızmzın olacak olamsı hoşuma gitmişti. Ama işlerin bu kadar güzel gitmeside canımı sıkmıştı.
"Eee beni öldürmek zorunda değilmisin?"
"Açıklama yapar. Gerçekten seni eşim olarak kabullenmelerine söylerim. Yoksa senide benide dinlemezler."
Ben burnumu nasıl bir işin içine sokmuştum bilmiyordum ama sevdiğim kadının yanındaydım ve mutluydum. Bundan sonra o yanımda olduktan sonra heryerde olabilirdim. Tabi bir de güzeller güzeli kızımıda unutmamalı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
----Onun Peşinden----
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Güç Seviyesi-
Buraya geçin: