Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hayali seçmek...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Angela Withnight
4.Sınıf Çaylak
4.Sınıf Çaylak


Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 20/12/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 70
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: Hayali seçmek...   C.tesi Ara. 25, 2010 2:38 pm

HAYALİ SEÇMEK...
Irva sıradan bir günde her zaman geçtiği köprüden geçerek
okula gidiyordu. Köprüden görünen manzara paha biçilemezdi. Masmavi gökyüzüne
kadar uzanan yemyeşil dağlar ve doğan güneş… O kadar güzeldi ki Irva bazen
durup okula geç kalacağını bile bile bu manzarayı seyrederdi. Büyüleyiciydi…
Onun yaşındaki kızlar buraya genelde sevgilileriyle gelirlerdi. Ama Irva’nın o
güne kadar hiç sevgilisi olmamıştı. O genelde dışlanan kız olurdu hep. Bazen
aynanın karşısına geçip düşünürdü:“Benim onlardan neyim eksik?”.Dikkatlice
kendisini süzer tuhaf bir yeri olup olmadığına bakardı ama o da onlar gibiydi.
Uzun boylu, zayıf, siyah uzun saçlı, beyaz tenli, düzgün fizikte bir genç
kızdı. Ama gene de hep dışlanan oluyordu. Bu durum Irva’yı hayal dünyasına
itiyordu. Çünkü bu gerçeklik ona acı veriyor yaşama isteğini öldürüyordu. Oysa
Irva’nın hayal dünyası çok güzeldi. Orda hiç kimse onu dışlamıyor, herkes
onunla konuşmak için can atıyordu. Erkeklerse peşinden koşuyordu. Onun hayal
dünyasında gerçek dünyaya ait tek şey bu muhteşem köprü ve manzarasıydı. Diğer
her şey değişikti. Evler saray şeklinde sütunlardan oluşuyordu. Ve daha bir
sürü farklılık. Her şey istediği gibi oluyordu. Sonuçta bu onun hayaliydi…
Dalıp gittiğini fark eden Irva hızla yürümeye devam etti.
Okula geç kalması tam bir facia olurdu. O kasvetli müdür yardımcısı odasına
girince nasıl çıkılacağı hiç belli olmazdı. Bunu biliyordu çünkü daha önce
yaşamıştı. Hatırlamak bile istemiyordu. Odaya tam bir kasvet hüküm sürüyordu.
Siyah deri koltuklar, siyah masa ve siyah sehpalar vardı. Duvarda karanlıkla
ilgili tablolar siyah çerçeveleriyle asılıydı. Odada ki tek fark duvarların ve
halının gri oluşuydu. Onlar da ortamı daha tehlikeli gösteriyordu. Oraya gelme
sebebi okula geç kalmasıydı. O müthiş köprüde fazla oyalanmıştı. Fazla zarar
görmeden çıkabilmesinin nedeni ise müdür yardımcısının da aynı sebepten geç
kalmış oluşuydu. Tanrım! Ne şanstı ama!

Okula tam vaktinde vardı. O sınıfa girer girmez zil çaldı
ve ardından hoca sınıfa girdi.Hemen yerine oturup göze batmamaya
çalıştı. Hoca derse başlarken Irva hayal

dünyasına çoktan dalmıştı bile. Hayal dünyasındaki gibi yakışıklı bir sevgilisi
olması için her şeyi yapabilirdi. O sırada içeri uzun boylu, esmer, siyah gözlü,
spor giyimli bir çocuk girdi. Kapıyı bile çalmamıştı. Bayan Bakers sanki çocuk
sınıfa hiç girmemiş gibi derse devam etti. Normalde kim olursa olsun
terbiyesizliği asla affetmezdi. Ama bu çocuğa hiçbir şey dememiş derse devam
etmişti. Tuhaf... Irva çocuğa bakarken çocuk Irva’yı daha da şaşırtan bir şey
yaptı ve yanına oturdu. Irva şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılmış
vaziyette çocuğa bakıyordu. Bu çocukta kimin nesiydi böyle? Nereden gelmişti?
Irva’nın düşünceleri çocuğun konuşmasıyla kesildi.
Çocuk:
-Selam! Şey… Neden bana öyle tuhaf bakıyorsun?
- Sen de kimsin?
Irva kaba konuştuğunu biliyordu ama şaşkınlığı gücenmesine engel oluyordu.
-Biraz daha kibar olabilirdin.
Çocuk bunu söyledi ve o anda Irva’nın
aklından asla çıkmayacak bir şey yaptı. Gülümsedi… Gülümsemesi o kadar
göz alıcıydı ki.Gülünce elmacık kemikleri daha da belirginleşiyor,
gamzesi ortaya çıkıyordu.Tanrım, o kadar güzeldi ki! Çocuğa daha kibar
davranması gerektiğine karar verdi ve hatasını telafi etmeye çalıştı.

- Kusura bakma lütfen. Sadece çok şaşırdım ve o yüzden
biraz kaba davrandım.
- Önemli değil. Peki, seni bu kadar şaşırtan şey ne?
- Sen kapıyı bile çalmadan direk içeri daldın ve Bayan
Bakers hiçbir şey demeden derse devam etti. Seni fark etmemiş gibiydi. Bu ilk
defa gördüğüm bir şey. Ayrıca… Şey… Benim yanıma oturman beni en çok şaşırtan
şey oldu.
- Bayan Bakers? Hocayı mı diyorsun? Bence içeri dalan
kimseyi fark edecek konumda değil. Derse fena şekilde kendini kaptırmış. Bir
tür transa girmiş gibi. Senin yanına oturmam seni niye şaşırttı?
Irva
kanın yanaklarına hücum ettiğini hissediyordu.Yanakları gittikçe
kızarıyordu. O kızardıkça çocuğun yündeki gülümseme yayılıyor buna bağlı
olarak Irva daha da fazla kızarıyordu. Sonunda kendini toplayıp cevap vermeye çalıştı.

- Genelde senin gibi çocuklar benim gibi kızların yanına
oturmazlar.
- Beni gibi çocuk ve senin gibi kız mı?
- Bilirsin işte. Sen şu havalı, tüm okul tarafından
tanınan popüler çocuklardansın. Bense o çocukların hiç umursamadığı dalga
geçtiği kızım.
- Birincisi asla o zengin şımarıklardan olmadım ve
ikincisi bence o çocuklar seni umursamadığı için kendinle gurur duymalısın.
Çünkü o çocukların tek umursadıkları içki ve sarışın, aptal pon pon kızlardır.
Bence sen o kızların hepsinden bin kat daha güzel ve paha biçilemezsin.
- Şey… Ben… Teşekkür ederim. Bunları duymak gerçekten
güzel. Bu arada ben Irva. Sen?
-Ben de Nikolas. Memnun oldum prenses.
Irva’nın kalbi güm güm atıyordu. Rüyada falan olmalıydı.
Gerçek olamayacak kadar güzeldi bu yaşadıkları ama hayır rüyada değildi. Defalarca
kendisini çimdiklemesine rağmen her şey aynıydı. Gün boyu beraber oturdular.
Çıkışta Nikolas onu evine bırakmak istedi ve Irva tereddüt bile etmeden kabul
etti. Bahçede yürürlerken. Eskiden kendisini yok sayan herkes onun farkına varmış
gibiydi. Gözlerini üzerlerinden ayırmıyorlardı. O ise bunu hiç umursamıyor
Nikolas’la konuşmaya devam ediyordu. Arkalarından: “ Deli mi ne ?” dediklerini
duyuyordu. Bunu Nikolas’a söylüyorlardı. Ne de olsa onun gibi çocuklar kendi
gibi kızlarla gezmezdi…

Birkaç gün beraber okula gidip geldiler. Nikolas onu evden alıp eve bırakıyordu.
Irva annesine ondan bahsetmiş annesi onunla tanışmak
istemişti. Cuma günü okul çıkışı Nikolas evlerine gelecekti. O büyük gün geldi
çattı. Irva çok heyecanlıydı eve yaklaştıklarında Nikolas’a bunu yapmak zorunda
olmadığını söyledi. Nikolas ise her aman ki gibi çok anlayışlıydı. Bunun annesi
için önemli olduğunu anlamıştı. Eve varıp kapıyı çaldılar. Annesi kapıyı
açtığında hayal kırıklığına uğramış gibi bir hali vardı.
- Kızım hani Nikolas gelecekti bugün.
Irva annesinin bu cümlesine şaşırmıştı Nikolas yanında duruyordu.
- Anne burada işte geldi yanımda duruyor.
- Kızım orda kimse yok.
- Nasıl yok anne? Görmüyor musun Nikolas’ı. Ne kadar yakışıklı değil mi tam da anlattığım gibi.
İşte o an Irva’nın annesi Almila her şeyi anlamıştı. Aslında
Nikolas diye bir çocuk yoktu. Kızı onu kendi kafasından uydurmuştu. Kızı onun
gerçek olduğuna o kadar inanıyordu ki kızına şizofren olduğunu nasıl
söyleyecekti? Bu işi doktorlara bırakmaya karar verdi. Irva’ya üstünü
değiştirmesini kendisine bir sürpriz hazırladığını söyledi. Böylece Irva’yı hastaneye
götürdü. Hastaneye girerken gözlerini kapaması gerektiğini söyledi. Böylece
nereye girdiğini görmeyecekti…
Irva çok şaşkındı gözlerini açtığında bir hastanede tek başına bir yataktaydı. Annesi oradaydı. Peki, Nikolas neredeydi?
- Anne…
- Söyle kızım.
- Nikolas… O nerde anne?
- O gitti kızım. Gelmeyecek artık. Burada olmamalı.
- Ah! Hayır! Ama neden?
- Bilmiyorum. Şimdi kendini yorma ve dinlenmene bak
kızım.
Irva annesine inanmıyordu. O Nikolas’ı sevmemişti ve bu yüzden onu kendisinden uzak tutmaya çalışıyordu. Ama hayır o Nikolas’tan
uzak durmayacaktı. Annesi gider gitmez onun arayıp bulacaktı. Annesi
onu buraya neden getirmişti ki? Kendini hiç hasta falan hissetmiyordu.
Birden içeri bir doktor girdi.

- EE. Küçük kızımız nasıl bakalım. Kendini nasıl hissediyorsun?
Doktor sevimli yüzlü, kısa boylu bodur bir adamdı. Irva’nın ona kanı ısınmıştı.
- Şey iyiyim. Ama neden burada olduğu anlamıyorum.
-
Birkaç test uygulayacağız sana. Bu testlerden geçersen
rahatlıkla evine gideceksin. Ama testlerden geçemezsen bir süre burada
beraber kalacağız.

- Ne tür testler bunlar?
- Psikiyatrımızla konuşacak ona yaşadıklarını anlatacaksın. O sorularıyla seni testten geçirecek.
- Ama neden? Neyim var ki?
- Bunu psikiyatrla konuşursun. Eminim o sana söyleyecektir. Bu onun görevi.
Doktor gülümseyerek odadan çıktı ve Irva’yı soru işaretleriyle baş başa bıraktı…
Irva orada bir haftadır kalıyordu. Psikiyatr ona sürekli sorular soruyor, cevaplarını
değerlendiriyordu. Psikiyatr ona söz vermişti bugün hastalığını ona
söyleyecekti. Irva da bütün gücüyle iyileşmeye çalışacak ve Nikolas’ı bulacaktı.
Onu arada bir görüyor ama fazla kalamadan hemen gidiyordu. Nikolas bunun
sebebinin ilaçlar olduğunu söylemişti. Ama Irva itiraz etmişti. Ona hiç ilaç
vermiyorlardı. En azından o öyle zannediyordu…
Psikiyatrla gene uzun uzadıya konuştular. Seansın sonunda
sıra hastalığını öğrenmeye gelmişti. Psikiyatr buna hazır olmasını her şeyin
alt üst olacağını söylüyordu ama Irva’nın onu pek taktığı yoktu.
Psikiyatr:
- Irva bunu sana söylemek zor ama hastalığını bilmeli
tedavi için bize yardım etmelisin. Sen istemeden seni iyileştirmeyiz.
- Anlıyorum.
- Pekâlâ, mesele şu ki Irva sen şizofrensin. Aslında
gerçekte var olmayan şeyler görüyorsun, onlarla ilişki kuruyor muhabbet
ediyorsun.
- Nikolas’tan söz ediyor olamazsınız! Hayır! O hayatımdaki tek gerçek!
- Maalesef ki Irva o senin hayatındaki hayal aslında. Onu
yenmelisin. Eğer ondan vazgeçmezsen gün geçtikçe hastalığın daha da ilerleyecek
ve gerçekten tamamen kopacaksın. Bu süreçte biz sana yardım edeceğiz.
- Ama nasıl? Bu… Bu gerçek değil öyle değil mi şaka yapıyorsunuz.
- Keşke öyle olduğunu söyleyebilsem.
- Ah, hayır! Şimdi ne yapmam gerekiyor?
- Nikolas’la vedalaşmalı, onunla konuşmayı bırakmalısın.
- Pekâlâ tamam. Bunu yapabilirim. Bunu başarabilirim. Daha sonra görüşürüz.
Irva Nikolas’ı yanına çağırmıştı. Oturup konuşmaya başlamışlardı. Irva lafı dolandırmadan konuya girdi.
-
Nikolas her şey bitti. Sen gidiyorsun ve bir daha hiç
görüşmüyoruz. Çünkü sen gerçek değilsin. Ne kadar gerçek gözüksen de
değilsin. Bunu şimdi çok iyi anlıyorum. Bütün o tuhaflıklar bu yüzdendi.
Ama artık öyle bir şey olmayacak çünkü seninle konuşmaktan, hayalde
yaşamaktan vazgeçiyorum!

Nikolas’a konuşma fırsatı vermeden onu zihninden kovdu. Tam olarak
yok olmamıştı. Bunu hissedebiliyordu ama en azından eski hâkimiyetini
kaybetmişti. Irva içinde oluşan boşluğun verdiği acıyla ağlamaya başladı. Hayır,
bu dayanabileceğinden çok daha fazlaydı. Nikolas’a ihtiyacı vardı. Onu geri
çağırdı kendini teselli etmesine izin verdi. Hayal olması ne fark ederdi
sonuçta onu hissedebiliyordu. Hem gerçek ona hep acı veriyordu neden hayalde
yaşayamazdı ki? İşte o gün tercihini yapmış oldu. O gün Irva kendini hayal
dünyasına bıraktı ve ömrünü Nikolas’la birlikte o hastanede geçirdi…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Hayali seçmek...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Rpg Dersliği :: 3. Rpg Dersliği-
Buraya geçin: