Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ölümün hınzır nefesini ensemde hissettiğimden beri yazmaktan vazgeçtim...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Angela Withnight
4.Sınıf Çaylak
4.Sınıf Çaylak


Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 20/12/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 70
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: ölümün hınzır nefesini ensemde hissettiğimden beri yazmaktan vazgeçtim...   C.tesi Ara. 25, 2010 7:02 pm

    Uzun
    zamandır yazmadığımı yeni fark ediyorum. Ölümün hınzır nefesini ensemde
    hissettiğimden beri yazmaktan vazgeçtim. Bu genç yaşıma rağmen öleceğimi
    bilmek bir umutsuzluk gibi; ama yaşananlardan sonra bunun aslında bir
    ödül olduğunu düşünüyorum. Sadece sıradanlar gibi yaşamak istemiştim. Ne
    yazık ki onun imkânsız olduğunu anladım. Bu nasıl mı oldu? Sahi
    anlatmadım değil mi? Bir kaç yıl önce başlıyor bu hikâye sanırım. Evet, o
    kıpır kıpır halimi hatırlıyorum. Ne kadar da umursamaz bir dünyadaydım o
    zamanlar. Kendimi arzın merkezi sanıyordum. Şimdi fark ediyorum da bu
    büyük bir yanılsamadan ibaretmiş.

~ 1923 / Londra

Köşede
duran kadının kızıl saçlarına düşen buz kristalleri büyük bir tezat
oluşturuyordu. Kadın alev saçlarına yayılan beyazlıkları silkelemek
adına başını geriye attığında göz göze gelmiştik. Kirpiklerime düşen
beyaz kar tanelerinin arasında gördüğüm buz mavisi gözleri o an aklımı
başımdan almıştı. Böyle bir tezatlığın yarattığı güzelliği dünya ilk
defa gözlerimin önüne seriyordu. İnanmak istemeyerek gözlerimi
kırpıştırmış ama her defasında biraz daha gerçek olduğunu anlayarak
büyük umuda kapılmıştım. Kavak yellerinin estiğim başımda şimdi bir aşk
büyüsü dolaşıyordu. Bu denli güzel birinin yalnız olmasını hayal
edemezdim. Onun yalnız olmadığından o kadar emindim ki yanına yaklaşan
adamı gördüğümde hiç şaşırmamıştım. Geniş omuzlu, kendinden emin bir
dikliğe sahip bu esmer delikanlının benim hayal perime yaklaşmasını
büyük bir sükûnetle izledim. Çocuk kızın yanına vardığında kız mavi
gözlerini üzerimden bir saniye düşünmeden çekmişti. Bense hala ona
bakmaktan kendimi alamıyordum. Kızıl saçlarının bu esmer çocuğun
avuçları arasından kayışını, yüzüne yayılan büyük gülümsemeyi ve onu
büyük bir hasretle öpüşünü… Her şeyi bütün dikkatimle izliyordum.
Kaldırımın öbür tarafında bir anlığına sahip olduğum bu güzelliğin aynı
saniyelerde elimden gidişine tanık oluyordum. Gene de içimde gençliğin
verdiği o kıpır kıpır yanan ateşin etkisiyle buna izin veremeyeceğimi
anlamıştım. Bu kararlılıkla harekete geçen ayaklarım beni bir anda yola
oradan da karşı kaldırıma savurmuştu. Şimdi tamda kızla çocuğun yanında
duruyordum. Beni fark etmeyen çocuk kızın kızıl saçlarını okşayarak
büyük bir sevgiyle ‘ Seni çok özledim Larissa. ‘ diye fısıldıyordu. Demek adı Larissa’ydı. Benim Larissa’m. Sana bir anda öyle bağlandım ki.
Kızın mavi gözleri üzerime odaklandığında elim yavaşça havaya kalktı.
Ufak bir el sallamasından sonra gözlerim acıyla yere savruldu. Başkasına
sarılırken bir kıza selam verdiğime inanmıyordum. Hem de hiç
tanımadığım bir kıza… Bu kadar mı umutsuzdum? Evet, aşk büyün
umutsuzlukların en kötüsü ve en hınzırıydı. Özellikle benim gibi
deneyimsiz bir kalp için. Ne yaptığımı fark ettiğimdeyse bir daha kıza
bakmadan koşarak uzaklaştım.
    Larissa’yı bir daha hiç görmedim.
    Şimdi hatırlıyorum da o ufacık saniyelerde aramızda geçen bakışma bütün
    ömrüme yeterdi. Bende öyle yapmıştım zaten. Herkesi silmiş sadece beş
    saniye gördüğüm bir kızın anısıyla yaşamaya başlamıştım. Şimdilerde ne
    kadar çocukça ve deneyimsiz geliyor. Oysaki o deneyimsizler şimdiki
    halimi oluşturan en temel taşlar. Uzun bir yılsan sonra onu gene aynı
    yerde gördüğümü hatırlıyorum. Gene aynı telaşla ve aynı özenle
    bekliyordu karşı kaldırımda. O günüde ilk gün ki gibi net hatırlıyorum.
    Bütün bir yıl ona daha büyük bir güzellik katmıştı.

~ 1924 / Londra

Aynı
köşeye geldiğimde nedensizce etrafıma baktığım. Fırtına birkaç gündür
devam ediyordu. Bu havada dışarı çıkacak kadar önemli bir işim yoktu;
ama son bir yıldır hayaletiyle yaşadığım o kızı bir kez daha görmek
istiyordum. Orada olacağına dair büyük bir umut vardı içimde. Onunla bir
sefer tanışmak istiyordum. Birkaç gün önce doktorun söylediklerini
belki ona anlatabilirdim. Onu sevdiğimi bu yüzden bir yıl boyunca onu
aradığımı söylerdim. O bunları anlardı. Orada olmasını istediğimde
içimde büyüyen umudu hatırlayarak karşı kaldırıma baktım. Başta imkânsız
gibi görünen hayal bir anda karşımda duruyordu. Aynı kızıl saçlar orada
duruyordu. Beyaz teniyle uyumlu ve saçlarıyla tezat karların arasında
gene bana bakıyordu. Buz mavisi gözlerine bir kez daha baktığımda
doktorun öleceğimi söylediği sözleri kafamda yankılandı. İyi bakılmam
gerektiği söylüyordu şimdi. Larissa bana iyi bakardı. Beni severdi.
Kafamı düşüncelerden kurtarırcasına salladım. O anda karşıdan gelen
esmer çocuğu gördüm. Gene aynı hızla Larissa’ya yaklaşıyordu. O anda
kalbim duracak gibi oldu. Kızın yanına gelip kızıl saçlarını öptü,
oğlanın dudakları saçlarından yanaklarına ve sonunda kızın dudaklarına
ulaştı. Gözlerim daha fazlasını görmeye dayanamadı. Titreyen ellerimle
yanımda duran sokak lambasına yapıştım. Kendimi ileri savurarak yürümeye
çalıştım. Adım atmayı başaramadan yola düştüm. Karların arasında
debelenen vücudumu kısa bir süre sonra serbest bıraktım. Soğuk karların
arasında artık bir melek kadar özgürdüm.
    Gözlerimi hastanede
    açtığımda hareket edemiyorum. Şimdi hatırlıyorum da Larissa gene bu yıl
    aynı köşeye gelecekti. İki yıldır ölesiye beklediğim kız gene bir
    başkasını beklemek için karların altında olacaktı. Bense burada oturmuş
    bunları yazıyordum. Bu gün gene o esmer çocuğun kolları arasında kendini
    kaybedecekti. Bense gene burada oturmuş onu düşünüyordum. Koca iki
    yılda hayatımda hiçbir şey değişmemişti. Oysa şimdi fark ediyorum da hiç
    onunla konuşacak cesareti bulamayan bendim. Bu benim suçumdu. Bu kaderi
    şimdi ben değiştirecektim. Sana geliyorum Larissa’m.

~ 1925/Londra

İki
blok boyunca durmadan koşuyordum. Doktorun söylediklerinin aksini
yaptığımı biliyordum. Bu denli karlı havada üzerimde sadece bir gömlekle
kalbimin yorulmasına aldırmadan konuşuyordum. Kendimi her öne attığımda
kalbimin hızlanan atışını hissediyordum. Karlar inadıma hınzırca
yağıyordu. Siyah gömleğimin üzerinde ulaşan beyazlıklar tenimin
sıcaklığında eriyerek gömleğimi su içinde bırakmıştı. Her adımımda bacak
kaslarım kasılıyordu. Her defasında daha fazla ağrıyordu. Ağrıya
aldırmadan koştum. Larissa’ma yetişmek için koştum. Köşede beklediği
adam yerine ilk beni görmesi için koştum. Sadece bir hayal uğruna
koşuyor ve bunu umursamıyordum. Köşeyi dönüp yolun ilerisine baktığımda
onun kızıl saçlarını gördüm. Arkası dönük bir biçimde yola bakıyordu.
Beni bekliyor. Larissa’ma ulaştım. Arkasının dönük olmasına
sevinmiştim. Buz mavisi gözlerine bakarken dilimin tutulmasından
korkuyordum. Gözbebeklerim ondan ayrılmadan ilerledim. Hızlı hızlı
aldığım nefesle beraber ‘ Larissa… ‘ diye
soludum. Kız beni duyup arkasını dönecekken kalbimin ağrısını hissettim.
Gözlerim bana dönen gözlere odaklandı buz mavisi gözlerde gördüğüm
meraka aldırmadan onu süzdüm. Kalbim beni öldürecek derecede acıyordu.
Ellerim titreyerek göğsüme ulaştı. O anca gözlerim gözlerinden ayrılarak
karnına kaydı. Karnının şişkinliğini o an yeni fark ediyordum.
Larissa’m hamileydi. Benim bir tanem başka bir adamdan hamileydi.
Gözlerim tam gözlerine kayacakken arkadan bir ses ‘ Larissa, karıcım. ‘ diye
seslendi. O anda Larissa gözlerini gene bir saniye düşünmeden esmer
adama çevirmişti. O anda kalbime saplanan acılar hastalığımın son
aşamasından mı yoksa Larissa’nın başka bir adamla evlendiğini anlamamdan
mı bilinmez beni öldürüyordu. Gözlerim kararıyordu ve duyduğum son ses
yardım çığlıkları atan aşkımın, başkasının karısının sesiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ölümün hınzır nefesini ensemde hissettiğimden beri yazmaktan vazgeçtim...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Rpg Dersliği :: 3. Rpg Dersliği-
Buraya geçin: