Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Jennie'nin Karanlık Anısı..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Loquisha Meredith O'Dowd
Yüksek Modaretör/ 4. Sınıf Çaylak / Karanlık Kız
Yüksek Modaretör/ 4. Sınıf Çaylak / Karanlık Kız
avatar

En Belirgin Özelliği : Donuk mavi gözlerim... Ruh halime göre değiştiğine düşünüyorum, en azından öyle olduğu söyleniyor..
Kediniz : Alexis adın da Coupari cinsi beyazlı ve qrili bir kedim var..
Nerden : Springfield, İllinois..
Mesaj Sayısı : 469
Kayıt tarihi : 20/02/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 89
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Jennie'nin Karanlık Anısı..   Paz Şub. 21, 2010 6:04 pm

Sadece aşk değildi onların yaşadıkları, aynı zaman da hayata tutunabilmekti. Onlar birbirleri için yaratılmışlardı. Ve birisinin ölmesi, diğerinin de sonu demekti. Birbirlerine ilk kavuştukları anda söz vermişlerdi, hayatta hiçbir şey onları aşklarından yıldırmayacaktı, ne pahasına olursa olsun savaşacaklardı herkese, her şeye karşı. Ama söz verdikleri gibi olmadı hiçbir şey. Her zaman bir engel çıktı karşılarına. Ya aileleri, ya arkadaşları ya da eski yaşamları.
Anılar hiçbir zaman Jennie'yi bırakmamıştı. Uykusunda sürekli o karanlık, izbe oda da hapisti. Ne kadar çok çıkmak için çabalasa da çıkamıyordu. Tırnaklarıyla duvarları kazıyordu. Sürekli, hiç ara vermeden. Ama duvardaki aşınmalar kayda değer değildi, sadece tırnağının yaptığı hafif izlerdi ve bu izlerin yanı sıra kanlarda vardı. Duvarı çizerken tırnaklarını kanatmıştı. Her anıdan uyanışı zor oluyordu, çırpınıyordu ama gözlerini açamıyordu. En sonunda attığı çığlık, onu gün ışığına çıkarıyor ve gerçek hayatına döndürüyordu. Sevgilisi Jared'ın güçlü kollarında buluyordu kendini gözlerini her açtığında. Jared, bir eliyle Jennie'nin alnındaki terleri siliyor, bir yandan da onu yatıştırıcı sözler fısıldıyordu sevgilisine. Ama içi o kadar sakin değildi. Bu durumu yıllardır her gece yaşıyordu ama alışamamıştı. İçinde kopan fırtınalar onu bir kazığa bağlamış ve doyasıya işkence ediyordu onu her öyle gördüğünde fakat onun için sakin olmalıydı. Çünkü Jennie'nin ona ihtiyacı vardı. Tabii ki Jared’ın da Jennie. Onun yanındayken hiçbir derdi, tasayı düşünmüyordu Jared. Onların yerine, Jennie’nin kirpiklerinin ne kadar uzun olduğunu, gözlerinin kahvesinin içinde dalga dalga kaybolan aklını düşünüyordu.
Şimdi ise yine o azap zamanlarından biriydi. Uyumak için yatağa yatmışlardı, Jennie son zamanlar elinden düşürmediği romanını okuyordu. Jared ise dirseğinin üzerinde durmuş onu izliyordu. Jared’ın gözlerini dikip Jennie’yi izlemesi, Jennie’nin konsantrasyonunu bozuyordu ve gülümseyerek Jared’a döndü. Aklından geçen onca güzel sözleri, konuşma süzgecinden geçirdi ve en az duygu ifade eden sözleri söyledi.
“Hey! Bana öyle bakmayı keser misin? Kitap okuyamıyorum.” Dedi. Oysa ki içinden geçen aşk sözcükleri, patlamaya hazır bir yanardağ gibi kaynıyordu. Jared’ın cevap vermesini beklerken Jennie çoktan Jared’ın gamzelerinde, dudaklarında ve sonu belli olmayan gözlerinin derinliğinde gezintiye çıkmıştı bile. Jared’ın gözlerini dikip ona bakması onu öyle etkilemişti ki Jared’ın sesini yükseltmesiyle irkildi.
“Tatlım! Beni duymuyor musun?” sesine bir anda panik hakim olmuştu. “İyi misin? Yine anılar mı?” dedi sesi son cümle de hüzünlenmişti.
“Duymadım aşkım. İyiyim, anılar değildi beni böyle sersemleten.” Dedi ve gülümsedi.
“ Neydi peki?” dedi Jared sesinde merak vardı. İçinden bu sefer neydi ki? Kötü bir şey mi? Yoksa bir sorunumu vardı? Ama gülümsüyor sanırım kötü bir şey değil. Diye geçiriyordu. Jennie bir nefes aldı ve elini Jared’ın yüzüne yerleştirdi. Yanağını okşadıktan sonra parmaklarını dudaklarında gezdirdi.
“Sendin. Gamzelerin… Dudakların… Gözlerindi.” Dedi. İçinden o muhteşem dudaklarını öpmek geliyordu. Öpmek ve hiç bırakmamak, son nefesini bile onun dudaklarında vermek istiyordu. Jennie, Jared’a biraz daha yaklaştı ve “Sen ne demiştin bana?” dedi. Jared biraz sersemlemiş ve büyülenmiş bir sesle cevap verdi.
“Bu gece de kitap okumaman gerektiğini söyledim aşkım.” Dedi ve Jennie’yi belinden kavrayıp kendisine çekti. Onu öptü ama Jennie muzip bir gülümsemeyle kendini Jared’dan uzaklaştırıp gözlerini kıstı fakat dudaklarındaki gülümseme hala duruyordu.
“Kitap okumayıp ne yapacakmışım?” dedi ardından da kıkırdadı.
Jared “Söylemeyip göstersem?” dedi ve Jennie’ye yaklaştı. Jennie sık sık nefes almaya başlamış ve kalp atışı hızlanmıştı. Jared da heyecanlanmıştı ama pek belli etmiyordu.
Jennie masum bir şekil de gülümsedi ve “O zaman bana biraz zaman ver de şu paragrafı bitireyim” dedi.
Jared bir şey söylemedi sadece kitabı elinden kaptığı gibi odanın diğer köşesine attı ve Jennie’yi öpmeye başladı. Jennie hafif bir şekilde Jared’ın göğsüne vurdu “ Kitabımı atmayıp yere koysaydın ya. Şimdi nerede kaldığımı unutacam” dedi dalga geçerek. Jared ise cevap vermedi ve Jennie’yi öpmeye devam etti. Artık konuşmuyorlardı. İkisinin düşüncelerinde de sadece birbirleri vardı. Başka bir şey düşünmüyorlardı. Sadece karanlık bir oda ve duygularının birbirlerinin içine akarken ki sessiz fısıltıları vardı.
Ay, tüm ihtişamıyla gecelerine doğdu ve Jennie’nin anılarına sızdı. Gün doğumuna daha çok vardı ve Jennie’yi uzun bir gece bekliyordu. Yine o karanlık odadaydı. Bu sefer karanlıkta çırpınmıyordu. Etrafı keşfediyordu. Duvarlarda ellerini gezdirdi, duvardaki çiziklere bir bir dokundu. Hepsinde acıyı tekrar hissetti, parmaklarının uçları tırnakları sızlamaya başladı. Kaldırıp ellerine baktığında kanadıklarını gördü. Bazı tırnakları yerinde bile değildi. Duvara dikkatle baktı. Evet, sağ yüzük parmağının tırnağı karşısında 4. çiziğin sonunda duruyordu. Jennie korkuyla ellerine baktı, hala inanamıyordu. Gözlerinden damlayan yaşlar, yanaklarından süzüldü. Bağırmak istiyordu ama sesi çıkmıyordu. İçini bir korku kaplamıştı, daha öncekilerinde kendi zarar görmezdi. Bu sefer değişen neydi? Yoksa anıları devam mı ettiriyordu Jennie? Ama böyle bir şey mümkün müydü? Niye olmasın ki bu anılar sayesinde yavaş yavaş delirmiyor muydu o zaman bu da olabilirdi.
Ellerinden damlayan kanlar yerde küçük bir havuz oluşturmuştu. Kanı durdurmak için üstünden bir parça kumaş kopardı ve parmağına sardı ama kan oluk oluk akıyordu. Dakikalar sonra kumaş parçası kanla kaplanmıştı. Jennie yavaşça yere çöktü, artık yapacak ne vardı ki? Sadece bekleyecekti belki de tekrar buradan çıkış yolunu arayacaktı. Ama şimdi değil çünkü çok yorgundu. Vücudundan hızla akıp giden kan onu halsizleştirmişti.
Gözlerini yerdeki kan öbeğine çevirdi ve hayaller kurdu. Kanın kızıllığından olsa gerek hayalleri de kızıldı. Jared’ın yüzünü hayal etti, annesini, kardeşini ve en yakın arkadaşı Dolores’i. Tepeden yansıyan ışık onu ümitlendirmişti. Yukarıda çok yukarıda bir oyuk vardı ve oradan Ay’ın ışığı küçük kan gölüne yansıyordu. Gözyaşlarının arasından gülümsedi. Kurtulmak için bir umut doğdu içine. Jared’a kavuşabilecekti. Fakat yansıyan ışıkla ortam biraz daha aydınlandı ve Jennie nerede olduğunu anladı. Büyük bir çığlık attı fakat sesi çıkmıyordu. Oradan kurtulmak için tekrardan duvarları tırmalamaya başladı. Net olarak gördüğü tahta kapıya koştu ve yumrukladı, tekmeledi… Ama yararı olmadı oradan çıkış yoktu. Yukarıdan süzülen ışık demetinin içinde sevdiklerini gördü. Hepsi küçük kan gölünden yukarıya ışığa doğru çekiliyordu. İlk önce giden Dolores oldu. Sonra kardeşi Anna, annesi Gionna… Birer birer kayboldular.. Fakat Jared hala direniyordu. Jennie bir adım daha atmak için çabalıyordu. Jennie’nin de çabalaması için bağırıyordu ama hareket edemiyordu. Ne kadar istese de Jared’a tepki veremiyordu. Ve o anda dışarıdan gelen ayak sesleriyle Jared, ışık ve yakarışlar kayboldu. Jennie korkuyla sindiği yerden emekleyerek kapıdan uzaklaştı. Kimin geldiğini hatırlayamıyordu fakat bedeni biliyordu. Korkuyla kasılmıştı, sesi istemsizce “Hayır! Hayır! Artık yeter!” diye bağırıyordu. Dışarıdaki ayak sesleri yaklaştı, yaklaştı ve durdu. İki kilit sesinin ardından tahta kapı gıcırdayarak açıldı. Karşısında iri yarı bir adam vardı. Biçimsiz bir vücudu vardı. Arkasından içeriye giren ışık yüzünü karanlıkta bıraksa da giydiklerini ortaya çıkarmıştı. Altında bir kot pantolon, üstünde kirden beyaz olduğu bile anlaşılmayan bir atlet vardı. Sonradan kapıyı açan adamın aynı kendisi kadar pis bir sesle “Hala uyumadın mı? Çok yorgun görünüyorsun. Gözaltların mosmor olmuş. Güzelliğini gölgelemiş ama yine de beni cezp ediyorsun tatlım” dedi ve bir kahkaha attı. İşte o zaman Jennie onun kim olduğunu hatırladı. Bu adam 13 yaşından 16 yaşına kadar, 3 yıl boyunca onu bir odaya kilitleyip, bir köle olarak kullanan ve neredeyse her gece onu ziyaret eden, annesinin üvey kocası Daniel’di… Annesinden 8 yaş küçük olduğu için Jennie sarkmıştı. Jennie’den sonra kardeşi Anna’ya da böyle bir şey yapmaya kalkmıştı fakat o direk annesine söylediği için annesi bu durumu fark edip Daniel’den boşanmıştı. Fakat o pisliğin Jennie’ye yaptıkları yanına kâr kalmıştı. Kimseye anlatamamıştı bu utanç ve acı verici anılarını.
Jennie, kan kaybının verdiği halsizlikten dolayı son gücünü de tüketerek Daniel’e saldırdı. Yüzüne, bacaklarına, omzuna neresine denk gelirse vurdu. Ama Jennie’de Daniel’e bir iz bırakmak istiyordu aynı onun kendisinde bıraktığı gibi.
Jennie sinsice gülümsedi ve Daniel’e “Benden sana bir hatıra bırakıcam pislik herif. Beni hiç unutma diye” dedi.
Daniel cevap vermekte gecikmedi “Tatlım ben seni hiç unutmuyorum ki. Hep aklımdasın ve o 3 yıl da geçirdiğimiz gecelerle de unutamam zaten” dedi ve pişkince sırıtıp ardında kahkaha attı.
Jennie bu söyledikleriyle irkilse de, içindeki kin daha ağır bastı ve Daniel’in yüzünü sol şakağından çenesinin bitimine kadar çizdi. Ardından Daniel’e iterek aydınlığa, bir çayırlığa ulaştı. Karanlığa alışan gözlerine ışık bir anda gelince canı yandı fakat umursamıyordu. Artık özgürdü, buradan uzaklaşıp Jared’ın yanına koşması gerekiyordu. O da öyle yaptı. Bacaklarını koşmaları için zorladı. Bacak kasları yorgunluktan yanana kadar koştu ve sonunda evine ulaştı. Sabah olmuştu. Fakat evde bir boşluk gariplik vardı. Hiç olmadığı kadar soğuk geliyordu. Kapıyı açıp içeriye girdi, direk yatak odasına yöneldi ve kapının eşiğinde donakaldı.
Duvarlar kan içindeydi. Kendi tarafında bulunan duvarda tırnak izleri vardı aynı o karanlık odadaki gibi. Fakat bir çizik dikkatini çekti, yanına yaklaştığında 4. çizikteki tırnağı gördü ve hiçbir şey anlamamıştı Jared’a döndü. Jared, ağlıyordu bir şeyin üzerine kapanmış ağlıyordu. Jared’ın yanına gidip saçlarına dokundu fakat dokunan kendisi değil hafif bir esintiydi. Jared kafasını kaldırdı ve “Jennie!” diye bağırdı. Jennie ise “buradayım” diye fısıldadı. Kelimeler Jared’a ulaşmadı, sesi kendisinin etrafında süzülüp boşlukta kayboldu.
Jared, sevgilisinin bedenini öyle bir kavramıştı ki onu hiçbir güç ayıramazdı. Gözyaşlarının arasında hala bağırıyor, isyan ediyordu. Jennie’nin bedeninden süzülen kanlar beyaz çarşafı ve Jared’ın üstünü de kaplamıştı. Jared içindeki üzüntüyü, öfkeyi nereye kusacağını bilemiyordu. Sadece Jennie’nin bedenini sarsıyor, ağlıyor ve bağırıyordu. Jared, Jennie’yi hala kurtarmaya çalışıyordu. Suni teneffüs yaptı, kalp masajı yaptı ama onu hayata döndüremedi. Jennie’nin her geçen saniye soğuyan bedenini hayata döndüremedi. En sonunda yapacak bir şeyi olm adığını anlayıp, kendi kendine konuşmaya başladı.
“Hani hep beraber olacaktık? Hani hiç ayrılık yoktu? her şeye beraber göğüs gerecektik? Niye pes ettin? Madem gidecektin niye beni de yanına almadın? Niye? Böyle mi olmak zorunda? Hadi dön bana bebeğim. Ya da beni de al gittiğin yere.” Ama konuşmasını kendinden başka kimse duymuyordu. Bağırmaya devam etti belki Jennie sesini duyup geri gelir diye. Bir umut bekledi. Hiç yanından ayrılmadı. Telefon çalmaya başladı, yerinden kalkıp bakmadı bile. Hala Jennie’ye bakıyor ve elini tutuyordu. Jennie’nin vücudunda akacak kan kalmadığı için kanama durmuştu ve Jared’ın gözyaşları gibi kanlarda Jennie’nin bedeninde kurumuştu. Merak eden herkes eve akın etmişti. Komşular, arkadaşlar, aileler… Polis kapıyı kırıp içeriye girdi. Gionna, Anna ve Dolores yatak odasının kapısında gördükleri manzarayla çığlıklarını tutamadılar. Gionna ve Anna birbirlerine sarılıp ağlamaya başladılar. Dolores ise odaya girmek için polislere yalvarıyor, küfür ediyor, vuruyordu. Fakat polisler odaya girmesine izin vermediler. Jared’ın yanına gidip ilk önce Jennie bırakmasını istediler, Jared hiçbirinin söylediklerine kulak asmadı. Ne olduğunu sordular, Jennie’ye bunun kimin yaptığını, Jared cinnet mi geçirdiğini… Ama Jared hiçbirine cevap vermedi. Tek söylediği “O öldü. Beni. Bırakıp. Gitti. Sözümüzü tutmadı.”Oldu. Ardından tekrar Jennie’nin artık tamamen soğuyan bedenine sarıldı ve sessizce ağlamaya devam etti…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: Jennie'nin Karanlık Anısı..   Cuma Şub. 26, 2010 10:11 pm

Akıcı bi' Rp'di.. Ama Yazım ve imlada hatalar çoktu... Renkler biraz göz yorucuydu.. Fazl betimlemelere yer verilmemişti...


Puanınız: 78!..
İyi Rp'ler

Özel karakter olmayacaksanız Rütbe?...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Loquisha Meredith O'Dowd
Yüksek Modaretör/ 4. Sınıf Çaylak / Karanlık Kız
Yüksek Modaretör/ 4. Sınıf Çaylak / Karanlık Kız
avatar

En Belirgin Özelliği : Donuk mavi gözlerim... Ruh halime göre değiştiğine düşünüyorum, en azından öyle olduğu söyleniyor..
Kediniz : Alexis adın da Coupari cinsi beyazlı ve qrili bir kedim var..
Nerden : Springfield, İllinois..
Mesaj Sayısı : 469
Kayıt tarihi : 20/02/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 89
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Jennie'nin Karanlık Anısı..   Cuma Şub. 26, 2010 10:34 pm

Özel karakter olmak istemiyorum.. 3. sınıf çaylak Smile

_____________________________


Sevmediği gerçeği cisimleşip
Bir duvar gibi yüzüne çarptığında,
Derin bir uykudan uyanmış gibi
Etrafa yabancı ve tanımaz gözlerle bakarsın.

Küçük bir anı hatırlamaya çalışırsın
Körelmiş beyninde.
Kalbine baktığında ise;
Büyük bir boşluk dışında hiçbir şey göremezsin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: Jennie'nin Karanlık Anısı..   Cuma Şub. 26, 2010 11:06 pm

Pekala..

Konu Kilit...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Jennie'nin Karanlık Anısı..   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Jennie'nin Karanlık Anısı..
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Güç Seviyesi-
Buraya geçin: