Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Son Lanet ve İntikam

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir2
Banned
avatar

En Belirgin Özelliği : Düzgün bir vücudum ve kızıl saçlarım bir vampir için fazla güzelim...
Kediniz : Skylar
Nerden : House of Night
Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 25/02/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 90
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +100

MesajKonu: Son Lanet ve İntikam   Perş. Şub. 25, 2010 10:04 pm

Şehir garip bir şekilde bomboştu. Sokakları dolduran satıcıların neşeli bağrışlarından, oyun oynayan çocuklarını çağıran annemlerin seslerinden, etrafta uçuşan kuşların cıvıltılarından eser yoktu.
Bu sessizlikte ayak sesleri duyuldu. Uzun, sivri kulakları, badem gibi gözleri, bembeyaz tenleri ve melek gibi yüzleri olan iki çocuk, tanrıça kadar güzel bir kıza koşuyorlardı. Kız, etrafı uzun kirpiklerle çevrelenmiş su gibi berrak yeşil gözleriyle şefkatle ona doğru koşan çocuklara baktı.
“Anneniz nerde küçüğüm” diye sordu çocuklardan büyük olana. Çocuk akan gözyaşları arasında zorlukla kıza baktı. Ardından parmağıyla ilerideki bir evi gösterdi.
Kız çocuğun gösterdiği eve baktı. Çocuğun gösterdiği ev harabeye dönmüştü. Tıpkı diğer evler gibi. Lessien’in tek tesellisi evlerin betondan yapılmamış olmasıydı. Buradaki hiçbir ev doğanın görüntüsünü bozmamak için betondan yapılmazdı. Hepsi doğaya uyum sağlamak için ağaç dallarından yapılırdı. Kulübe gibi olsalar da hepsi de çok güzeldi.
Harabeye dönmüş evin kalıntılarından iki kişi çıktı. Üstü başı yırtılmış bir kadın yanındaki adama tutunarak ağır ağır onlara doğru yürüyordu. O halleriyle bile çok zarif gözüküyorlardı. Çocuklar aynı anda “Anne” diye çığlık atıp kadına koştular. Kadın iki çocuğu da özlemle kucakladı. Lessien bu anı bozmak istemese de onları güvenli bir yere almalıydı.
“Hadi çabuk olun! Herkes kaleye!”diye bağırdı.
Harabeye dönmüş evlerden kurtulabilen elfler çıkmaya ve kaleye doğru koşmaya başladılar. Herkesin kaleye girmesini bekleyecek kadar zamanı olmayan Lessien kapıdaki muhafızlara herkes içeri girmeden kapıyı kapatmamalarını ve herkesin girdiğinden emin olmalarını söyleyip hızla taht odasına girdi.
“Saldıranın kim olduğunu bulamadık baba” dedi odanın sonunda elmaslarla süslenmiş göz alıcı tahta oturan adama. Adam bir şeyler söylemek için ağzını açtı ama taht odasının kapıları hızla açıldığı için gelenin kim olduğuna bakmak için sustu. İçeriye iki genç adam girdi. Birbirlerinin yansıması gibiydiler. Roma heykellerini andırıyorlardı. İkisini birbirinden ayırmak neredeyse imkânsızdı. Tek fark gözlerindeydi. Birinin gözleri bomboş bir sahilde kıpırdamadan duran deniz gibiydi. Diğerinin ki ise fırtına kadar vahşiydi. İkisi de bir insanın rüyasında bile zor görebileceği kadar yakışıklıydı. İkizler hızla Lessien’in yanına geldiler.
“Lessien saldırganın kim olduğunu buldun mu?” diye sordu Saeros. Dingin gözleri doğrudan kız kardeşine bakıyordu. Kız cevap vermek için ağzını açtığı sırada diğer ikiz krala dönerek “Baba Saerosla saldırganın kim olduğuna dair hiçbir şey bulamadık. Ama bence çok kalabalık bir grup değil hatta tek kişi bile olabilir. Ayrıca bu kişi güçlü bir büyü yeteneğine sahip. Kara elf olmasından şüpheleniyorum.” dedi Arminas ve tam o sırada bir patlama sesi duyuldu.
Sarayın devasa büyüklükteki kapıları büyük bir patlamayla parçalanmadan önce muhafızların duydukları tek şey anlaşılmaz sözler olmuştu. Kapılar parçalandıktan sonra ne olduğuna bakmaya çalışan birkaç elf savaşçı karşılarında süzülerek onlara doğru gelen kara elfi görünce nefessiz kaldılar. Dişi kara elfin vahşi bir güzelliği vardı. Belinin aşağısına kadar inen düz ve patlak saçı etrafında uçuşuyordu. Gri gözleri deliciydi. Onu görenler hem korkuyor hem de hayran hayran bakmaktan kendilerini alamıyorlardı. Hipnoz olmuşçasına bakıyorlardı. Ama savaşçıların nefessiz kalmasının sebebi sadece kara elfin güzelliği değildi. Bu kara elfi tanıyorlardı. Kara elf halini ilk defa görüyor olsalar da hepsi kızı tanıyordu içlerinden biri zorlukla “Siz… Siz…” diyebildi ama sözlerini bitiremeden kızın elinde oluşturdu simsiyah bir top sarayın parçalanan kapılarından içeri uçarak girdi ve holün tam ortasına bir süre durduktan sonra simsiyah bir ışık yayarak patladı. Savaşçıların hepsi bir süreliğine de olsa karanlığa gömüldü. Kız etrafını göremeyen, etrafta yolunu bulmak için koşturan savaşçılara gözbebeği olmayan donuk gözlerle baktı ve “Evime hoş geldim!” dedi ve kafasını arkaya atarak etkileyici bir kahkaha attıktan sonra taht odasına doğru yürümeye başladı.
Taht odasının kapılarına ulaştığında duran Alatariel’in gözleri acıyla bakıyordu. Kapıdan gerileyerek acıyla büküldü. Boğuk bir sesle “Ha… hayır! Yapmayacağım!” diyebildi ama sanki bir güç tarafından kontrol ediliyormuş gibi doğruldu bir anda gözleri eskisi gibi gözbebeksiz donuk haline döndü. Sanki bir oyunda aradan sonra devam eden oyuncular gibi tekrar kapıya yaklaştı ve kara elf dilinde bir şeyler söyledi. Kara elf dilinde tek bir harf hatası bile ölümüne neden olabilecekken kız gayet rahat bir şekilde büyülü sözleri söyledi ve taht odasının altından yapılmış ve büyüyle kilitlenmiş kapıları ardına kadar açıldı.
Lessien kapıların açıldığını duyup kapıya baktı ama kimseyi göremiyordu. Çok tedirgindi ama onu tedirgin eden şey kapıları kimin açtığını görememesi değildi. Onu tedirgin eden şey ikizinin varlığını hissetmesiydi. Çift yumurta ikizi olsalar da tek ruh gibiydiler ama bu Alatariel ortadan kaybolunca bu durum değişmişti. Yoksa ağabeysinin bahsettiği kara elf Alatariel olabilir miydi? Kafasını hızla salladı. Hayır! İkizi böyle şeyler yapamazdı. Yapmazdı. En azından Lessien buna inanmak istiyordu. O bu düşünceleriyle boğuşurken bir ses duydu. Kapının oradan geliyordu ses.
“Neden kendine ve düşüncelerine güvenmiyorsun kardeşim? Neden doğru olmasınlar?” diye sordu ses. Lessien sesin kimden geldiğini biliyordu ama yinede inanmak istemiyordu. Sesin kimden geldiğini kendi gözleriyle görmeden inanmayacaktı. “kimsin sen?” diye sordu titreyen bir sesle.
“Sevgili kardeşini… ikizini ne çabuk unuttun Lessien. Senden bunu beklemezdim” diye cevap verdi ses gülerek. Biraz sonra sesin sahibi kapıda gözüktü.
Lessien, Saeros, Arminas ve odadaki diğer herkes donup kalmıştı. Tek bir kişi hariç.
Kral tahtından zorlukla kalkarak kara elfe doğru yürüdü. “Kızım… geri döndün” diye defalarca tekrarlıyordu. Zavallı adam kızının yokluğunda o kadar üzülmüştü ki şimdi kızının, minik Alatariel’inin artık bir kara elf olduğunu göremiyordu. Zorlukla kızın yanına ulaştı ve kıza sarıldı. Alatariel hiç tepki vermedi. Adam kızının suratına bakmak için gerilerken kız hızla birkaç söyledi ve adam yere yapıştı. Babasının baygın bedenine bakmadan üstünden geçen kız ona doğru silahlarını kaldırarak gelen elf savaşçılara doğru elini kaldırarak birkaç söyledi ve hepsi yere devrildi. “İyi uykular” dedi kız gülerek ve Saerosla Arminas’a doğru ilerledi.
Alatariel odadaki elf büyücüleri fark etmemişti. Bu büyücüler kralı korumakla görevlendirilmiştiler ve içlerinden biri Alatariel’i etkisi bırakacak büyüye odaklanıyordu ama büyücünün konsantrasyonu Saeros’un bağırmasıyla bozuldu. Saeros, “Durun… O değil…” diye bağırmıştı. Tam da istediği gibi büyücü durdu. Saeros’un sözünü bitirmesini bekledi ama bu hiç olmadı çünkü Saeros bağırken Alatariel ellerini Arminas ve Saeros’a doğrultmuş ve büyüsüne başlamıştı. örümceğimsi sözlerin ardından kız elinde oluşturduğu sarı ışığı ikizlere doğru savurarak “Saeros… Arminas… Sevgili ağabeylerim… Sizi tek bir bedene hapsediyorum! Lanetim sonsuza kadar üstünüzde olsun!” diye bağırdı ve her yer karanlığa gömüldü. Etraftaki tek ses bir erkek sesiydi. Gülen bir erkek sesi.


Ah Tanrım süper bir rpg idi.Elf ler haa.Bayıldım.Akıcı ve son noktaya kadar merak uyandırıcı.
Puanın:90
NOT:Özel karakter olmayacaksan kaçıncı sınıf olacağını ve hayali ad soyadını bana özel mesaj olarak bildir canım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aurnia Lilith Connolly
Admin / 5. Sınıf Çaylak / Karanlık Kızlar/Erkekler Lideri
Admin / 5. Sınıf Çaylak / Karanlık Kızlar/Erkekler Lideri
avatar

En Belirgin Özelliği : Erken dönüşmüş olmam. Daha 5. sınıf bir çaylağım ama her yerim döğme dolu.
Kediniz : Iris. Siyah ve mali gözlü harika bir yaratık.
Nerden : Massachusetts, Boston
Mesaj Sayısı : 594
Kayıt tarihi : 15/11/09

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 100
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Son Lanet ve İntikam   C.tesi Şub. 27, 2010 4:55 pm

konu kilit

_____________________________
Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://houseofnight-turkey.yetkinforum.com
 
Son Lanet ve İntikam
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Güç Seviyesi-
Buraya geçin: