Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ned Narion

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ned Narion
Yeni Üye
avatar

En Belirgin Özelliği : Zeka
Kediniz : Benim kedim nankördü. Seçmedi beni ben de onu kesip yedim.
Nerden : Kaf dağı.
Mesaj Sayısı : 24
Kayıt tarihi : 06/03/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 90
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Ned Narion   Çarş. Mart 10, 2010 10:11 pm

5. Sınıf Çaylak
Rp: Bazen, bir şeylerin olmak için seni beklediğini düşünürsün...


Kalbi göğüs kafesinden fırlamaya çalışıyordu Ned’in. Sert sert vuruyordu göğüs kemiklerine. Acıtıyordu. Ama bunun kalbinin acısı mı kemiklerinin acısı mı olduğunu anlayamıyordu bir türlü. Eli ile kapatmaya çalıştı kalbini, sanki; birileri görecek de bir şeyler söylecekmiş gibi. Şaşırılacak, tepki gösterilecekmiş veya görürlerse komik düşecekmiş gibi. Yavaşlaması gerekiyordu kalbinin. Yavaşlaması ve heyecanının geçmesi gerekiyordu. Ama düşünemiyordu Ned. Bütün çalıştıklarını unutmuştu bir anda. Sahi, hangi derse çalışıyordu? Gözlerini kitaplarına geri döndürmek istedi bir an. Hatta uzun bir süre denedi kafasını derslerine gömmeyi tekrar. Ama olmuyordu. Sanki, kenetlenmişti gözleri görmüyordu başka bir yeri o anda...

Niye hep böyle oluyordu? Niye bu kızı her gördüğünde aklı başından gidiyor ve kalbi görevini abartıyordu? Niye tekrar bir şeyler yazmaya çalışırken eli titriyordu? Doğru düzgün ve acısız bir hayat yaşayamayacak mıydı bundan sonra? Hep böyle devam mı edecekti bu isyanlar. Nefes alışverişleri. Gözleri gözlerinin derinliklerine dalınca farketti, gerçekten kafasını çevirmesi gerektiğini. O mavi gözlerinde kaybolmuştu bir an için. Aklı çok başka yerlere gitmişti, çok uzaklara... Kafasını eğdiğinde önündeki tarih yazılarına baktı. Hiç birinin bir anlamı yoktu artık. Ya da Ned’e anlamlı gelmiyordu hiçbir şey. Kafasını kaldırmadan biraz önce kızın durduğu yere baktı. Yürüyen ayaklarını gördü, ilerilere doğru.

Sanki, o uzaklaştıkça daha da küçülüyordu içindeki heyecan. Rahatlıyor gibiydi ama dertleniyordu bir yandan da. Özlüyor muydu? Öyle olmaması gerekirdi, niye özleyecekti ki? Kafasını biraz daha eğdi bir şeyin belli olmaması için. O uzaklaştıkça rahatlıyordu evet, ama aynı zamanda içinde başka bir ateş büyüyordu. Yanıyordu, yakıyordu cayır cayır. Kalemin mürekkebinin aktığını görünce döndü tekrar dünyaya. Maddi hayatına. Ama, dönmek istemiyordu ki. Yaşamak istiyordu hayaller aleminde, onunla birlikte. “Ne duruyorsun! Söylesene sevdiğini!” dedi içinden bir ses. Yangının sesi. Bir şey demedi, ya da diyemedi. ‘Ama o, benim gibi birine niye bakacaktı ki? Ben ne oluyordum da benimle ilgilenecekti? Yanına gitmek için bir adım atsam koşarak uzaklaşmaz mıydı, benimle konuşmamak, yüzyüze gelmemek için... Belki de hakaret ederdi bana. Arkadaşlarının yanında küçük düşürürdü beni. Arkadaşlarını eğlendirdiği için mutlu olurdu sonra. Gülerlerdi hep beraber halime. Ben de boynu bükük ve kalbimin parçaları ayaklarına kadar inmiş bir şekilde dönerdim masama geri. Ya da dönemezdim belki.’ Düşünürken bunları bir şeyler çiziyordu kağıdına Ned. Karmaşık şekiller. Her anlamsız şeklin ardında büyük anlamlar gizleyerek.

“Düşün! Söylersen ve kabul etmezse ne olacak? Üzüleceksin birkaç gün. Kalbin kırılacak sadece. Ama ya kabul ederse? Düşünsene seni kabul ederse neler olacağını! Düşün!” Düşünmeye itiyordu içindeki ateş Ned’i. Haklıydı ama, reddedilirse üzülecekti ama bunun bir kaç güne geçeceğini sanmıyordu. Yinede geçecekti elinde sonunda değil mi? Geçerdi herhalde. Peki ya kabul ederse dedi bu sefer Ned. İşte o zaman dünyalar onun olacaktı. Hatta daha da fazlası. Gülümsedi, tekrar hayaller alemine dalmamak için ayağa kalktı ve biraz önce kızın arkadaşlarıyla beraber gittiği yere doğru adım atmaya başladı.

Kütüphanenin raflarına her zaman tozlu denirdi. Ama bu kütüphaneci çok titizdi ve hiç bir zaman toz bırakmazdı ortalıkta. Her kitabı tek tek silerdi iki üç günde bir. Toz tutmazdı kitaplar böylelikle. Çok büyük bir kütüphane değildi zaten. Ama antik görünümü ve eğik tavanı büyük gösteriyordu kütüphaneyi. Üç veya dört raf vardı ortada dizilmiş. Ve etraflarında masalar, çocukların oturmaları için sepilmiş. Her rafın üzerinde güzel bir hat ile konuları yazılmıştı. Ve her kitabın da etiketi aynı hat ile yazılmış ama daha bir üstünkörü. Duvarların üzerinde taşlar vardı. Sadece güzel gözükmesi için üzerine yapıştırılmış gibi duruyordu. Tepede bir büyük avize vardı her tarafı aydınlatabilen. Sarımsı ışığını her tarafa ulaştırıyordu tepeden. Laminat parkeler vardı üzerine bastığı. Yere bakınca fark etti son adımını atıığını.

Sonuncu rafı da dönünce gördü karşısında hayatının aşkını. Gözleri sanki daha önce hiç bu kadar parlak bir şey görmemiş gibi kamaşacaktı eğer Ned engel olmaya çalışmasaydı. Saçlarını savurarak arkasına dönmesi Ned’in aklını başından almıştı ne kadar belli etmemeye çalışsa da.

“Eeıı...” Diyebildi en fazla. Gözlerini kapattı. Kendini kontrol etmeye çalışıyor ve ne söyleyeceğini planlamaya çalışıyordu. Ama titreyen elleri karşısındaki kızın dikkatini çekmiş olmalıydı ki o söze girdi, “Ned...”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: Ned Narion   Çarş. Mart 10, 2010 10:17 pm

Rp akıcı ve güzeldi. Fazla noktalama hatası görmedim. Ayrıca renk uyumuda güzeldi. Fazla göz yormuyordu. Betimlemeler yerli yerindeydi.

Puan 90!
Rütbe veriliyor.
Konu kilit..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ned Narion
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Güç Seviyesi-
Buraya geçin: