Karanlığın ve ışığın buluştuğu yerde, elbet kan dökülecektir. Savaşın kapıları sana açıldı, gecenin sesini dinle ve yüreğindeki zarlarla oyna. Doğru yolu bulacaksın...
 
AnasayfaHouse Of NightTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Aléxis Lyré Xanlées

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Aléxis Lyré Xanlées
4.Sınıf Çaylak
4.Sınıf Çaylak


En Belirgin Özelliği : Şımarık, ukala, kötü ve çok zeki .)
Kediniz : Thetis.. Minik bir şeytan .)
Nerden : New York City , USA
Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 16/06/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 82
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi:

MesajKonu: Aléxis Lyré Xanlées   Çarş. Haz. 16, 2010 3:25 pm

Yeni parlamaya başlayan güneş tam olarak sarı rengini almamıştı. İçeri limoni renkteki ışığı vuruyordu. Güneş açık kalan pencereden geniş salonda ışık hüzmeleri oluştururken bir yandan da içeri trafiğin yoğun sesi doluyordu. Leighton yatağında doğruldu bomboş hayatına kaldığı yerden devam etmesi gerekiyordu. Aslında yeterince çok işi vardı yapması gereken fakat ruhu boştu , bir tat almıyordu. Komidinin üzerinde dün geceden kalma kahvesine uzandı , kafasına dikti. Kafeinin buz gibi tadı boğazından geçti ve damağında donuk bir tat bıraktı. Fakat hararetini almaya yetmişti sonuçta.

Yataktan kalktı , mermer zemin çıplak ayaklarının altında buz gibiydi. Camın önüne gitti , aşağıda yoğun bir trafik vardı , işe yetişemeyeceğini düşünerek sıkıntıyla mutfağa geçti. Dairesi bir plazanın en üst katlarından biriydi ve salon ile mutfak birlikteydi. Salon öyle genişti ki genç kız yatağını da salona taşıtmıştı. Evine pek gelen giden olmadığı için oldukça rahat oluyordu böylesi. Annesi ne kadar doğru düzgün bir yere taşınması için sızlansa da Leighton pek kulak asmıyordu. Çünkü o burayı seviyordu. Burda rahat ve özgürdü. Metalik grinin ve beyazın ağırlıklı olduğu evi tamamıyla onu yansıtıyordu , soğuk ama heyecan verici ..

Buzdolabına yöneldi , kapağını açtı içinden bir yumurta , biraz süt ve rendelenmiş kaşar çıkarttı. Eline aldığı geniş kasenin içinde yumurtayı süt ve kaşarla çırptı. Kızgın tavanın üzerine döktü , tava cızırdadı. Ardından sıcak su makinesinin düğmesine basıp giyinme odasına ilerledi. Yatağı salonda olduğu için asıl yatak odasını giysi odası yapmıştı ve gerçekten zor sığıyordu. Dolabından bir elbise çıkardı. Üzerine geçirdi. Düzgün ve yuvarlak hatları elbisesinin altında belli oluyordu. Krem rengi elbise uzun çikolata rengi dalgalı saçlarının altında çok iyi duruyordu. Doğum gününde annesi ve babasının aldığı zümrüt kolyeyi taktı. Kolyenin yeşil taşı gözlerinin rengiyle yarışır derecedeydi. Makyaj yapmasına gerek yoktu , pembe bir lipstick ve hafif bir eyeliner sürmesi yetti. Aynada kendisini beğeniyle süzdü ve mutfağa döndü.


Biraz daha gecikse yanacak olan omleti son anda kurtardı. Bir kaç dilim ekmek ve vanilyalı kahveyle kahvaltısını yapmaya başladı. Bir yandan da bilgisayardan maillerini kontrol ediyordu. Yeni reklam teklifleri, Tebrik mesajları, Teşekkür kartları.. Hayatında ilgi çekici bir mail bile yoktu. Kahvaltısını bitirdi. Bulaşıklara dokunmadı bile öğleden sonra kadın gelince temzilerdi nasılsa. Aynanın önünden arabasının anahtarlarını aldı gerçi hoş bu trafikde arabaya binmek kadar saçma birşey yoktu ama. Pembe deri kaplı ajandasını ve diz üstü bilgisayarını da alıp çıktı dairesinden. Asansörü çağırdı. İnce ve tok bir zil sesiyle geldi asansör içerisi yine alt komşusu Bay Nişanlı Yakışıklı'nın parfümü Armani Black Code kokuyordu. Baştan çıkarıcı kokuyu ümitsizlikle içine çekti. Tam aradığı erkeği bulduğunu düşünürken onun evlenmek üzere olduğunu öğrenmişti. Nedense herşeye geç kalıyordu tıpkı birazdan işe de gecikeceği gibi.


Yine aynı tok zil sesiyle asansör birinci katta durdu , genç kız asansörden indi. Apartmanın dış kapısını itmesiyle metropolün o gri , trafik kokulu yoğun havasını yüzünde hissetti. Gülümsedi şikayet etsede bu karmaşayı seviyordu. Otoparka ilerledi , arabasını bulması uzun sürmedi. Siyah dikat çekici bir arabası vardı. Her gün o eziyeti bedavaya çekmiyordu tabi kazandığı paranın hesabını yapamazdı. Küçükken annesinin yaptığı için kızdığı resimler şimdi ona çuvalla para kazandırıyordu. Çok iyi bir reklamcıydı ve müthiş bir yaratıcılığı da vardı. Hazırladığı her reklam karesinden milyonlar alıyordu ve üstüne üstlük çalıştığı yerde patronun gözdesiydi. Ve tabi onun seksi oğlunun da.. Aslında fena çocuk değildi. Esmer , atletik vücutlu ve son model beyaz yatlı bir prens isteyen bir kız için fazlasıyla uygundu. Ama gel gelelim yeterince morondu. Ve Leighton kesinlikle aptal erkeklere katlanamazdı. Arabasına atladı , radyoyu açtı. Trafik boşalmaya başlamıştı. Son sürat işyerine sürdü.

Plazanın önünde durdu. Hızla arabadan indi ve anahtarı kapıdaki güvenliğe fırlattı.

'' Halledebilir misin ? '' dedi sevimli bir sese. Yaşlı adam gülümseyerek başıyla onayladı onu. Leighton park yeri bulma derdinden kurtulduğu için mutlu bir şekilde plazaya girdi. Güvenlik kontrol çubuklarının altından geçti. Asansörü çağırdı ve gelmesini bekledi. Asansör ince bir zil sesiyle durdu önünde. Tam içeri girerken bir başkasınında onu iterek girmeye çalıştığını fark etti :


-Biraz nazik olup , girmemi beklemeniz daha uygun olmaz mıydı? Diyerek arkasına döndü ve o anda üzerine birkaç tutam saç düşmüş müthiş güzel gri gözlerin kendisine baktığını gördü. Utanmasa ağzı açık adamı izleyecekti ki böyle bir güzellik izlenebilirdi. Güçlü ve kemikli yüz hatlarını siyah dağınık saçları çevreliyordu. Derin , gri gözleri vardı. Oldukça hoş bir vücut ve iyi bir tarz bunları bütünlüyordu. Genç adam kendisine gülümseyerek baktı ve elini uzattı:


-Özür dilerim. İş görüşmesine çağırıldım ve geç kalmanın kötü bir izlenim olacağını düşünerek acele ediyordum. Fakat gerçekten sizi ezmek istemezdim. Leighton o anda boş bulunup ‘Yo , hayır aslında ezmene memnun oldum’ bile diyebilirdi. Krşısındaki adam o kadar etkileyiciydi ki, ama kendini tuttu:


- Sizi anlıyorum , kötü bir sabah geçirdim ben de biraz fazla sert çıkmış olabilirim. Size iyi şanslar. Dedi ve Bay Çekici’nin gülümsemesine karşılık verdi. Genç adam ‘Tamam o zaman görüşürüz’ diyecek bir tipe benzemiyordu , bunu deneyimleri sonucu söyleyebilirdi ve düşündüğü gibi de oldu. Adam hafif bir utangaçlıkla :


- Bu arada ben Daniel. Dedi


- Bende Leighton , tanıştığıma memnun oldum fakat yetişmem gereken bir mesaim var dedi ve yine baştan çıkarıcı bir biçimde gülümsedi. Daniel Leighton'ın gülümsemesine hayran kalmıştı.


- Ah , tabi anlıyorum. Dedi. Elini ensesine attı ve gülümseyerek ekledi :


- Umarım dediğiniz gibi şansım yaver gider ve burada çalışmaya başlarım. Çünkü sizi tekrar görmeyi çok isterim. Leighton istediği teklifi almıştı ve hafif umursamaz bir tavırla gülümsemekle yetinerek başını eğdi , asansörün kapıları kapanırken başını kaldırdı ve kapıların arasından Daniel’in hala ona bakmakta olduğunu gördü. Sonra kapılar kapandı.

Asansörün kapısı tekrar açıldığında , karışık bir ofis manzarası onu bekliyordu. İşe yeni aldığı sekreteri koşarak yanına geldi. Hafif minyon ve çıtı pıtı bir kız olan Emily elindeki not defterinden Leighton’ın bugünkü randevularını okuduktan sonra ekledi:

-Birde Bay Amber geldiğinizde onu görmeniz gerektiğini söyledi. Uğramanız iyi olur sanırım. Ben eşyalarınızı odanıza bırakırım.

-Tamam Emily , teşekkürler. Dedi ve patronun odasına yöneldi. Kapıyı çalıp girdi. Patronu ellilerinin sonunda fakat hala yakışıklı , enerji dolu bir adamdı. Dinamik bir yapısı vardı ve Leighton’ı çok severdi. Ona gerçekten güvenirdi. Her zamanki gibi gülümseyerek , neşeli bir sesle :

-Günaydın kızım dedi

-Günaydın Tom beni görmek istemişsin bir sorun yoktur umarım.

-Hayır sorun yok. Aylardır sana bir fotoğrafçı bulmam için başımın etini yiyordun ya , sonunda buldum. Eski bir arkadasımın oğlu yurtdışından döndü. Baya başarılı bir sanatçı , fırsatı değerlendirip aradım. Bugün gelecek ve sende o çaylak fotoğrafçılardan kurtulacaksın sonunda.


-Bu gerçekten harika. Bir işi beceremeyen ve ukala yeni mezun fotoğrafçılardan bıkmıştım. Bende yakında kendi işimi kendim yapmayı düşünüyordum. Bu geçekten iyi olmuş. Dedi Leighton. O sırada telefon çaldı. Leighton telefonun diğer ucunda Emily’nin tiz sesini duyabiliyordu.

-Tamam gönderin diyen patronuna soran gözlerle baktı Leighton.

-Yeni adamımız gelmiş dedi Tom. O sırada kapı açıldı ve Emily’nin tiz sesi duyuldu :


-Sizi bekliyorlar. Leighton içeri birinin giydiğini duydu. Yavaşça arkasına döndü ve onlara doğru yürüyenin Daniel olduğunu görünce yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu. Hayır , gülümseme demem yetmez resmen bir sırıtmaydı. Leighton’ı fark eden Daniel da aynı genç kızın ki gibi mutlulukla gülümsedi. Birbirlerine dalmış bakarlarken Tom’un sesi duyuldu:


-İşte yeni fotoğrafçın Daniel , siz ikiniz umarım iyi anlaşırsınız .



Not: Bu baska bir sitede kullandıgım Rp'dir ve kesinlikle bana aittir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Pierretta Scylla
Admin / Kırmızı Çaylakların Yüksek Rahibesi
Admin / Kırmızı Çaylakların Yüksek Rahibesi


Mesaj Sayısı : 301
Kayıt tarihi : 11/02/10

Rpg Gücü
Rp Puanı Rp Puanı: 100
Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi: +0

MesajKonu: Geri: Aléxis Lyré Xanlées   Paz Haz. 20, 2010 3:55 pm

82 !
Kurgu ve betimlemeler güzeldi. Renklendirme olmamıştı. Ama fazla kötü yazım da değildi.

_____________________________

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Aléxis Lyré Xanlées
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night :: Rpg :: Güç Seviyesi-
Buraya geçin: